Üstünlük, son nefeste belli olur

A -
A +

Allahü teâlâ mü'minlerin, kendilerinin değil, îmânlarının üstün olduğunu bildirmiştir. Îmân kimde bulunursa, o üstün olur. Sonsuz üstünlük ise, son nefeste belli olur. Bu sebeple kişinin, sahip olduğu geçici mal, mevki, makam, güzellik gibi şeylerle övünmesi, övülmeyi sevmesi ve böylelerini övmesi, kalbinin hasta olmasındandır. Çünkü övünmek ve övülmeyi sevmek, kalb hastalıklarından yani kötü huylardandır. Bunun da sebebi, insanın kendisini beğenmesi, yüksek, iyi sanmasındandır. Övülmek, böyle kimselere tatlı gelmektedir. Peygamber efendimiz; (Medh olunmayı sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kabâhatlerini, kusûrlarını görmez olur. Doğru sözleri, kendisine yapılan nasihatleri işitmez olur) buyurmuştur. Başkalarının sevgisine ve medh etmelerine, övmelerine kavuşmak için, dünyâ işleri ile, onlara iyilik yapmak, riyâ olur. İbâdet ile olan riyâ bundan dahâ kötüdür. Allahü teâlânın rızâsını hiç düşünmeden yapılan riyâ ise, hepsinden dahâ kötüdür. Kazancının çoğu harâmdan olan kimsenin evine gidip oturmak câiz olmadığı gibi, onu söz veyâ bir hareketle medh etmek, övmek harâmdır. Allahü teâlâyı ve Onun gönderdiği dini beğenmeyip inkâr edenleri övenin, îmânı gider. Fâsıkları yani açıkça günah işleyenleri övmenin de câiz olmadığı kitaplarda yazılıdır. Nitekim hadis-i şerifte; (Fâsık övüldüğü zamân, Rabbimiz gadaba gelir) buyurulmuştur. "O, KIBLEYE KARŞI TÜKÜRDÜ!" Bir gün Bâyezîd-i Bistâmî hazretlerine yakınları; -Efendim, filan yerde büyük bir zât var. Fazîlet ve kerâmet sâhibi bir velîdir dediler ve daha başka sözlerle o zâtı çok medh ettiler, övdüler. Bunun üzerine Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri; -Madem öyledir, o halde o büyük zâtı ziyârete gitmemiz lâzım oldu buyurdular. Talebelerinden bâzıları ile birlikte onun bulunduğu yere geldiler. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri bildirilen zâtın mescide gitmekte olduğunu ve kıbleye karşı tükürdüğünü gördü. Görüşmekten vazgeçip derhal geri döndü ve; -Dînin hükümlerini yerine getirmekte, sünnet-i seniyyeye uymakta ve edebe riâyette zayıf birisine, nasıl olur da kerâmet sâhibi denilir. Böyle bir kimsenin, Allahü teâlânın evliyâsından olması mümkün değildir buyurdu. Kendini öven, üstün olduğunu söyleyen, her sorulana cevâb veren, her gördüğünden manâ çıkaran ve her yerde bilgi satan bir kimse, câhilliğini ortaya koyar. Hadîs-i şerîfte; (Âlim olduğunu söyleyen kimse, câhildir) buyurulmuştur. Süfyân-ı Sevrî hazretleri buyuruyor ki: "Birisi sana gelip; 'Sen ne mübârek bir zâtsın' dese, bir başkası da; 'Sen ne kötü ve aşağı bir kimsesin' dese, sana birinci söz ikinci sözden daha hoş geliyorsa, anla ki fenâ bir kimsesin." Hadis-i şerîfte buyuruldu ki: (İslâmiyyet her tarafa yayılacaktır. Hattâ, İslâm tâcirleri, ticâret için büyük denizlerde serbest yolculuk yapacaklar ve gâzilerin atları başka memleketlere yayılacaklartır. Sonra, hâfızlar türeyecek, 'benden dahâ iyi okuyan var mı? Benden dahâ çok bilen var mı?' diyeceklerdir. Cehennemin odunları bunlardır.) Bilâl bin Sa'd hazretleri; "Bir insan kendisinin medhi yapıldığı zaman, bu medh ve övmeler kendisine iyi gelmiyorsa ne iyi. Ama bunları duyunca seviniyorsa zarardadır" buyurmuştur. KALBİ HASTA OLANLAR... Kibriyâ, büyüklük, üstünlük demektir ve Allahü teâlâya aittir. Her üstünlük, her kemâl sıfat, Onundur. Kul için üstünlük, Muhammad aleyhisselâma tâbi olmak ve Onun getirdiklerine uymaktır. Zünnûn-i Mısrî hazretleri "Şu üç şey ihlâs alâmetidir. Birincisi medh ve kötülenmek ona tesir etmez. İkincisi, amellerini unutur, günahlarını düşünür. Üçüncüsü, Hak teâlâdan gayrısını gönlünden çıkarır." Netice olarak sonsuz üstünlük, son nefeste belli olur. Emânet olarak verilen ve geçici olan özellikler sebebiyle insanın, kendini veya başkalarını övmesi, aklının azlığından ve kalbinin hasta olmasındandır. Ahmed bin Hanbel hazretlerinin buyurduğu gibi: "İnsanların ahmak sınıfı, kendilerinin medh edilmesinden, övülmesinden hoşlananlarıdır."