"Yâ Rabbî! Bunları affet!"

A -
A +

Resûlullah efendimiz buyurdu ki: "Senden uzaklaşana yaklaşıp nasîhat et ve sana zulmedeni affet ve malını, ilmini, yardımını senden esirgeyene bunları bol bol ver!"
Resûlullah efendimizin, ilmi, irfânı, aklı, cömertliği, şefkati, sabrı, insâfı, hayâsı, bütün Peygamberlerden dahâ çoktu. Dostundan ve düşmânından gördüğü zararları, eziyetleri affeder, hiçbirine karşılık vermezdi. Uhut gazâsında, kendisine zarar verenler için;
(Yâ Rabbî! Bunları affet! Câhilliklerine bağışla) diye duâ buyurmuştu.
A'râf sûresinin (Affet ve ma'rûfu emret) meâlindeki 198. âyet-i kerîmesi nâzil olunca, Peygamber efendimiz, Cebrâîl aleyhisselâmdan bunu açıklamasını istemiş, o da, Rabbimden öğreneyim, diyerek gitmiştir. Tekrâr geldiğinde, Allahü teâlâ;
(Senden uzaklaşana yaklaş! Senden esirgeyene ihsân et! Sana zulmedenleri affet!) emrini verdi dedi.
Abdullah ibni Ömer hazretleri naklediyor:
"Bir kimse, Resûlullah efendimize gelip;
-Hizmetçimi kaç kere affedeyim diye suâl etti. Peygamber efendimiz  cevâb vermedi. O kimse tekrâr sorunca;
-Her gün, yetmiş kerre affet! buyurdu."
Bir gün Resûlullah efendimiz, Ebû Hüreyre hazretlerine;
-İyi huylu ol! buyurunca, o da;
-İyi huy nedir, diye suâl eder. Cevabında;
-Senden uzaklaşana yaklaşıp nasîhat et ve sana zulmedeni affet ve malını, ilmini, yardımını senden esirgeyene bunları bol bol ver! buyururlar.
Resûlullah efendimiz, hazret-i Muâviye'ye hitaben de;
(Benden sonra, ümmetimin üzerine hâkim olursun. O zamân, iyilere iyilik et. Kötülük yapanları da, affeyle!) buyurmuştur.
Ebû Hafs-ı Haddâd hazretleri hacca gider ve dönüşünde, kendisini Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebeleri karşılar. Onlara hitaben;
-Sizlere yol hediyesi olarak şu sözlerim olsun: Eğer bir arkadaşınız size saygısızlık ederse, onu özür dilemeye teşvik edin! Fakat siz, onun dilediğinden daha çok özür dileyin. Eğer kırgınlık gitmemişse ve hakkın da kendinizde olduğuna kanâat getirirseniz, yine arkadaşınızı en güzel bir şekilde özür dilemeye teşvik edin ve siz de özür dileyin! Kırk gün buna devâm edin! Yine kırgınlık gitmezse, o zaman kendinize;
"Ey ahmak nefsim! Ne kadar inatçı ve bencil imişsin. Sende mertlikten eser yok. Kırk gündür arkadaşın senden özür diledi de özrünü kabûl etmedin" deyin buyurur.
Dargın olana, üç günden önce gidip barışmak, dahâ iyidir. Güçlük olmaması için, üç gün müsâde edilmiştir. Dahâ sonra günâh başlar ve gün geçtikçe artar. Günâhın artması, barışıncaya kadar devâm eder. Hadîs-i şerîfte;
(Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!) buyurulmuştur.
Netice olarak, iyilik yapana iyilik yapmalı, kötülük edeni, zulmedeni affetmeli, onlara nasîhat etmeli. Sapık inançlı, kötü huylu kimselerden de sakınmalıdır.