Yaratmak, Allahü teâlâya mahsustur

A -
A +

Her varlığın yaratanı, Allahü teâlâdır. Yaratmak, yoktan var etmektir. Maddeyi, elemanı yok iken var etmek ve var ettikten sonra, başka bir varlığa çevirmek de yaratmaktır. Meselâ; (İnsanı nutfeden, cinni ateş alevinden yarattı) meâlindeki âyet-i kerîme böyle olduğunu bildirmektedir. Allahü eâlâ, her şeyi bir sebep, bir vâsıta ile yaratmaktadır. Sebepleri yapan, bunlarda tesîr kuvveti yaratan Odur. Cisimlerin fizik ve kimyâ özellikleri, fizik, kimyâ, biyoloji olayları, reaksiyonları, Onun yarattığı sebeplerdir. Bu sebepleri, cisimleri yaratmasına vâsıta kıldığı gibi, insan aklını, insan gücünü de, kendi yaratmasına vâsıta kılmıştır. Kömürdeki yanma olayının başlamasına, kibritin alevi sebep olmakta ise de, kömürün oksitlenmesini, yanmasını yaratan Allahü teâlâdır. Kibrit, yanma olayının yaratıcısı değildir. Çünkü kibritin yapısını, özelliklerini, alevini, ısı enerjisini, karbon atomlarının oksijene ilgisini, olayın ekzoterm olup, kömürü ısıtıp kırmızı şuâ yaymasını yaratan hep Odur. İNSAN SADECE SEYREDİYOR! Bunun gibi, tuz asidi içinde, çinko eriyip, çinko klorür adında, yeni özellikte bir bileşik cisim meydâna geliyor. Bu iyon şebekesini, çinko atomları ve asit molekülleri yarattı denilemez. Çinko klorürün meydâna gelmesinde, insan seyirci kalmış, iyon şebekesini hâsıl eden tepkimeyi, özellikleri, kuvvetleri, Allahü teâlâ yaratmıştır. Demek ki, insanın aklı ve gücü de, diğer tabîat kuvvetleri gibi, Allahü teâlânın önce yaratmış olduğu, maddeler, elemanlar, özellikler, kuvvetler, enerjiler arasındaki şartları, dengeleri değiştirerek, yeni bir dengenin, bir âhengin, bir sistemin yaratılmasına bir sebep, bir vâsıtadan başka bir şey değildir. Arşimet, bir kanûn yaratmamış, dahâ önce mevcût olan özellikler arasındaki bir bağlantıyı görebilmiştir. Edison, elektrik ampulünü yaratmamış, yapılmasına sebeb olmuştur. Yaratıcı, bunların en ufağını, en incesini bilendir. Edison'un arkadaşı olan Martin Andre Rosonoff, şu hâtırasını anlatmaktadır: "Bir gün laboratuvara girince, Edison'u kendinden geçmiş, çok dalgın bir hâlde, hiç kımıldamadan elinde tuttuğu bir kaba baktığını gördüm. Yüzünde büyük bir hayret, hürmet, takdîr ve saygı ifâdesi vardı. Yanına tam yaklaşıncaya kadar, geldiğimin bile farkına varmadı. Sonra beni yanında görünce, elindeki kabı bana gösterdi. Kap, cıva ile doluydu. Bana; -Şuna bak! Bu ne muazzam bir eserdir! Sen cıvanın hârikulâde bir şey olduğuna inanır mısın? dedi. Ben; -Cıva, hakîkaten hayrete değer bir maddedir diye cevâp verdim. Edison konuşurken sesi titriyordu. Bana; -Ben cıvaya bakınca bunu yaratanın büyüklüğüne hayrân oluyorum. Buna ne türlü hâssalar, özellikler vermiş? Bunları düşündükçe, aklım başımdan gidiyor, diye mırıldandı. Sonra tekrâr bana döndü; "BEN BİR İNSANIM!.." -Dünyâdaki bütün insanlar bana hayrândır. Benim yaptığım birçok keşifleri, birçok yeni buluşları birer hârika, birer başarı zannediyorlar. Beni, insanüstü bir varlık gibi görmek istiyorlar. Hâlbuki, ne büyük hatâ! Ben, beş para bile etmeyen bir insanım. Benim keşiflerim, esâsen dünyâda bulunan, fakat o zamâna kadar insanların göremedikleri büyük hârikaların ufacık bir kısmını meydâna çıkarmaktan ibârettir. Bunu ben yaptım diyen bir insan, en büyük yalancı, en büyük budaladır. İnsan, elinden hiçbir şey gelmeyen âciz bir mahlûktur. İnsan, ancak bir parça konuşabilen, biraz düşünebilen bir mahlûktur. İyi düşünse, kibre, gurûra kapılmaz, aksine, ne kadar boş olduğunun farkına varır. İşte ben de, bunları düşündükçe, ne kadar kudretsiz, ne kadar âciz, ne kadar zayıf bir mahlûk olduğumu anlıyorum. Ben mûcidim ha! Asıl mûcid, asıl yaratıcı Allah'dır! dedi." Netice olarak, her şeyi yaratan, yoktan var eden, Allahü teâlâdır. Ondan başka yaratıcı yoktur. Her şeyi yaratan, varlıkta durduran, yalnız Allahü teâlâdır. Allahü teâlâdan başkasına, her ne maksatla olursa olsun, yaratıcı demenin, îmânı gidereceği kitaplarda yazılıdır.