Resûl-i ekrem "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" Efendimiz, âhirete sefer ettikten sonra, münâfıklar baş kaldırıp, Arabların ekserîsi mürted oldular. İki vilâyetin ehâlisi İslâmiyyetten ayrılmadılar. Mekke ve Medîne ehl-i islâmı sakladılar... "VALLAHİ ONLARLA HARB EDERİM!" Mürtedler ittifâk edip, zekât toplayanları öldürdüler. İtâ'atten çıktılar. Kadınlarının ellerine kına yaktılar. Resûl-i ekrem hazretleri âhirete sefer ettiği için, def çaldılar. Nağme ile şiirler okudular... Bu haber Eshâb-ı Güzîne geldi. Çok üzüldüler ve mahzûn oldular. Ebû Bekr-i Sıddîk (radıyallahü anh) buyurdu ki: "Ey Müslamânlar! Biliniz ki, münâfıklar, açıktan fitne çıkardılar. Allahü teâlâ ve Resûlünün zekât toplayıcılarını öldürdüler. Eğer biz bu işi basit tutarsak, onlar kuvvet bulur. İslâmiyyet za'îf olur. Vallâhi, bugünden sonra onlar ile harb ederim. Onlar ile benim aramda kılınç vardır..." Hazret-i Ebû Bekr, Hâlid bin Velîd'i, on bin askere kumandan ta'yîn edip, mürtedler üzerine gönderdi. Hâlid bin Velîd askeri ile varıp, zekât toplayan me'mûrlarını şehîd eden tâifeyi, katleyledi. Ondan sonra Hâlid bin Velîd "radıyallahü teâlâ anh", hazret-i Resûl-i ekrem hazretlerinin vefâtında ellerine kına yakan, defler çalan kadınları cezalandırdı... Ondan sonra bütün mürtedler gelip, pişmân olup, emân dilediler. EN DERİN MEZARI KAZDILAR Nasrânî bir kimse Müslümân olmuştu. Bekara ve Âl-i İmrân sûrelerini okudu ve vahiy kâtibliği yaptı. Sonra mürted oldu. Müslümânlıktan çıkıp, eski dînine döndü. "Muhammed benim yazdığım şeylerden başka bir şey bilmez" derdi... Ölünce onu defnettiler. Sabâhleyin cesedini dışarıda buldular. Yer onu kabûl etmeyip, dışarı atmıştı. "Bu işi Muhammedin "aleyhisselâm" Eshâbı yapmıştır" dediler. Onun için derin bir kabir kazdılar ve tekrâr gömdüler. Ertesi sabâh, onu yer yine dışarı attı. Üçüncü defa güçleri yetebildiği kadar derin bir mezâr kazıp, onu defnettiler. Sabâhleyin baktılar ki, toprak onu kabûl etmeyip, yine dışarı atmıştı. Artık bu işin insanlar tarafından yapılmadığını anlayıp, onu öylece bıraktılar...