Aynur Ateş Aydın ilk şiir kitabını yazdı: Yüreğimden Kanatlanan Kelebekler

Kadından şair olmaz denir ya hani... Aslında, duygularını en yoğun yaşayan, mısralarını içinden söyleyen, bazen gözleriyle bazen de susmasıyla anlatmaya çalışandır kadın... Çoğu zaman ataerkil toplum etkileri, kimi zaman da duygularını kağıda, kitaba dökmekten imtina etmesidir onun "şairler" arasına girmesini engelleyen...
Aynur Ateş Aydın da, başlarda bastırmaya, başkalarının okumasına sunmaya değer bulmadığı duyguları gönlünden taşınca, onları kelebeklerin kanatlarına nakşetmeye karar verdi...
O bir öğretmen... Bilirsiniz, öğretmenlik, emekliliği olmayan, yürekte olmazsa yapılmayan, sevgi olmazsa devam etmeyen, aslında meslek olmayan mesleklerden...
Aynur Ateş Aydın, yıllarca canı gibi sevdiği öğrencilerine gönlünden eksilmeyen parçalar verirken, onlardan da beslendi. Hayat onu öğrencilerinden uzak düşürecek şartları getirdiğinde ise özlemini, sevgisini mısralarına döktü. İşte o duygular daha çok gönülde kanatlansın diye, basılı hale getirdiği mısralarını paylaştı şiir severlerle: Yüreğimden Kanatlanan Kelebekler.
Şiirlerini kitap haline getirme serüvenini ise şöyle anlatıyor Aynur Ateş Aydın: Şiir zamansız benim için. Öğretmenlik yaparken çok yoğun çalışırdım. Hiçbir zaman sadece derse girip çıkan bir öğretmen olmadım. Çocuklarımdan çok şey öğrenir, onlarla beslenir ve "Sizler benim geleceğimsiniz" derdim. Pek çok İngilizce proje şenlikleri, tiyatrolar yaptım. Tamamen ücretsiz olarak yurt dışına öğrenci götürme projeleri (Erasmus +) düzenledim. Bunları yaparken karşılaştığım zorluklar yavaş yavaş sağlığımı etkilemeye başlamıştı. Meslek yaşamımda hiç rapor almayan bir öğretmenken, hastalığım sebebiyle okula gidememeye başladım. Öğrencilerimin derslerine gidememek beni çok üzüyordu. Onlar için istediğim şeyleri yapamıyordum. Yaşım geldiği halde emekli olmamıştım, çünkü daha yapacak çok şeyim vardı ama evdeki hesap çarşıya uymadı, emekli olmak zorunda kaldım. Hastalıkla mücadele ederken şiirler bir bir gelmeye başladı.
Çocuklarımı çok özlüyordum, şiirlerimi onlar sayıp öyle seviyordum. Yazdıkça yazdım. Duygularım sanki yıllarca saklandıkları yerden bu anı beklemiş gibi peşi sıra ortaya çıkıyordu. Bazen sabahlara kadar yazıyordum. O şiirler yüreğimi besliyordu. Beni çok mutlu ediyorlardı. Onlarla dertleşip konuşuyor, heyecanlarımı, üzüntülerimi, sevinçlerimi paylaşıyordum. Her zaman yanımda olan hayat arkadaşım, canım eşim, neden sosyal paylaşım sitelerinde paylaşmadığımı sorunca "olmaz" demiştim. Yazdıklarımı başkalarının okuyacağı değerde görmüyor, sadece eşimle paylaşıyordum. Sonra bir gün sosyal medyada bir fotoğrafla yayınladım şiirimi. Çok güzel yorumlar gelince motivasyonum arttı. Dostlarımın desteğiyle daha çok yazma heyecanı duymaya başladım. "Artık bunları kitaba döksen" dilekleri duymaya başladım ama "olmaz" diyordum. Eşimse "Dünyaya bir eser bırakmalısın. Kaç kişi okur diye korkma, sen kendini mutlu et" diyordu. Bu düşünce doğru gelmeye başladı. Yine eşimin çabasıyla kendimi Tilki Yayınevi'nde buldum ve yola çıkışım bu oldu. Kitap basılı halde eve geldiğinde kedi evladım Mars'a dedim ki, Mars bak evladım bebeklerimiz geldi... Kanatlanacak ve her bir gönüle konup iz bırakmaya hazırlar...
ÖNSÖZ
Yüreğimdekiler artık kanatlanmaya hazır. Kanatlanıp nerelere mi konacaklar? Belki soluğu kesilmiş bir yüreğe, belki her daim 18'inde bir ihtiyar delikanlının yüreğine, belki ayakları yerden kesilmiş bir kalbe, belki de attığı kahkahaların tınısına yarenlik edeceği bir yarene. Kim bilir daha nice suskun yüreklere konacak. Önemli olan, gönül gönüle iki satır dertleşip iki satır da kahkaha atabilmek...
Size içtenlikle bir şey söylemek istiyorum. Şiirlerimle ben bir bağ kurdum ve onlarla konuşurken çok mutlu oldum. Duygularımı satırlarla
paylaşınca yüreğim dinlendi. Anlatılması imkansız bir lezzet kaldı damağımda. Kendime bir ziyafet hazırlarken hep daha taze duygular eklendi bu lezzet sofrasına. Sonra ise bilindik lakırdılar... Her şey ansızın geldi, gelişti ve sonlandı. Şimdi oturmak zamanı bu lezzet sofrasına. Oturup pişirilenlerin tadına baktırmak zamanı. Umarım nice güzel yürekli gönüllere duygularımı taşıyan kelebeklerin mutluluğunu aktarabilirim.
Şiirlerimi, her zaman yanımda olan ve onların hayatla tanışmasını sağlayan canım eşim, hayat arkadaşım Ayhan Aydın'a ve hayatını bize adamış annelerin bir tanesi canım annem Nermin Ateş'e ithaf ediyorum...
Not: Şimdilik online satış kanallarında, yakında kitapçılarda olacak…