50 yıllık oya koleksiyoneri Emine Semra Erkan anlatıyor: Biber oyasının bile nice mesajları var

50 yıl boyunca topladığı oyalarla tanınan Koleksiyoner Emine Semra Erkan, kadim coğrafyamızın kodlarının nasıl işlendiğini anlattı.
Kültürümüzde kadınların iplikle meşguliyeti meşhur bir hadis-i şerife dayanıyor. Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) kızına şöyle nasihat ediyor:
"Ya Fatıma, ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. Allahü teâlânın farz kıldığını yapmaktan ve kocasına itaatten sonra kadınlar için, yün eğirmekten, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek veya dokumak, el işleri yapmak kadınlar için bir yıl ibadet etmekten daha sevaptır. Dokudukları her iplik için amel defterlerine bir şehit sevabı yazılır."
ANADOLU'DA SAYISIZ İĞNE OYALARI
Koleksiyoner Emine Semra Erkan da Anadolu kültüründe yer edinen iğne oyaları üzerine koleksiyon oluşturan önemli isimlerden biri.
İstanbul'da doğan Erkan, Alman lisesini bitirdikten sonra gemilerde 2 yıl çalışıyor. Sonra annesinin Antalya'da hediyelik eşya dükkanında satmaya kıyamadığı işlemeleri toplamaya başlıyor. 25 yıl boyunca Anadolu'da sayısız iğne oyalarını topluyor.
Annesinin oyalarının üstüne bir de kendi topladığı oyalar eklenince hatırı sayılır bir koleksiyonu olan Erkan, içindeki oya sevgisini ve oyaların dilini anlatıyor.
Evlilik çağındaki genç kızlardan 80'lik ihtiyarlara, kadınlarımızın el emeği göz nuru iğne oyaları pek çok mesaj içeriyor.
OYALARIN VERDİĞİ MESAJLAR
"Çok hareketli bir insanım, emekli olduktan sonra evde boş duramayacağımı biliyordum. Bir komşumun yönlendirmesiyle oya hakkında okumaya ve araştırmaya başladım. Bu konuyla ilgili ne kadar kitap, bilgi, belge varsa okudum. Anadolu'yu gezmeye başladım. Başında değişik bir oya gördüğüm kadınların yanına gidip, bilgi edinip, not aldım." diyen Erkan şunları söylüyor:
"Herkesin beğendiği, büyük, rengarenk oylardan ziyade 'dilli oyaları' seviyorum. Ne demek dilli oya? Mesaj veren oya demek. Oyalar yıllarca okuma yazma bilmeyen bir zümrenin kendini ifade etme yolu oldu. Eskiden kadınların çok fazla konuşma hakkı yoktu, özellikle yeni gelinlerin. Kadınlar, sevgi, aşk, kıskançlık gibi bütün insani duygularını oyalarla aktarmışlar.
"BİBER OYASININ MESAJI"
Örneğin, biber oyası. Yeni gelinin başına biber oyası takması, 'Kayınvalidem ya da kocamla aramız biber gibi acı' anlamına gelir. Bu oyayı kayınvalide takarsa mesaj, 'Bana öyle dik dik bakma gelin, biber gibi yakarım seni.'dir. Yine küçük bir kare şeklinde yapılan mühür oyasını takan genç kızın mesajı ise 'sadece dini nikah değil, resmi nikah da isterim'dir. Eğer nişanlı kız kayınvalidesine Konya'nın çayır çimen oyasını hediye ederse, 'Aramız çayır çimen gibi iç açıcı ve ferah olsun.' mesajı vermek istiyordur."
MEZAR TAŞI OYASI
Konya bölgesine ait "mezar taşı" oyasının anlamının ise çok manidar olduğunun altını çizen Erkan, bu oyayı kayınvalidesi ya da başkasına götürenin "Aramızdaki küslük mezara kadar sürecektir" mesajını verdiğini, kayınvalidesi ile arası bozuk olan gelinlerin ise kıllık kurt oyası hediye ettiğini anlattı.
Erkan, 50 yıldır oya topladığını, evinde saklama imkanı olmadığı için 15 yıl önce 2 bin oyayı bir koleksiyonere devrettiğini belirterek, "Oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi üzüldüm. Sonra hemen tekrar oya toplamaya başladım. Oya araştırmacılığı hayat biçimim oldu." diye konuştu.
KAVUN VE KİRAZ ÇEKİRDEĞİ, KURU KARANFİL, İPEK KOZASI OYALARI
Emine Semra Erkan, meyve, sebze ve hatta hayvan motiflerinden oyalar da yapıldığını belirterek, Türk kadınının bu konuda hatırı sayılır bir meziyet ortaya koyduğunu söyledi.
Kadınların ellerindeki her malzemeyi değerlendirerek oya yaptıklarını dile getiren Erkan, "Mesela eskiden sigara paketlerinden parlak kağıtlar çıkardı. Bu kağıtlardan yapılan oyalara yöresel şiveden kaynaklı 'telli kiyat' oyası deniyor. Serum hortumlarını küçük küçük kesip üstü ipekle sarılarak yapılan oyalar var. Eski süngerleri kesip renkli renkli oyalar yapılıyor. Kavun ve kiraz çekirdeğinden, kuru karanfilden, ipek kozasından yapılmış oya gördüm." değerlendirmesinde bulundu.
Oyaları toplarken daha çok verdiği mesajlara baktığını aktaran Erkan, "15-20 öncesine kadar oya kelimesi unutulmuştu sonra birden bire oyalı takı furyası çıktı. İşte o sırada binlerce oya, takı uğruna bilinçsizce kesildi. Oya Anadolu'ya ait bir Türk el sanatı. Türkiye'de oya anlamında en zengin olan şehirlerin başında Bursa, Ankara, Bolu, Kütahya, İzmir, Aydın, Elazığ ve Kastamonu geliyor." diye konuştu.
"OYALARIN EN BÜYÜK DÜŞMANI TOZ, NEM VE GÜNEŞ"
Oyaları korumanın meşakkatini ise şöyle anlattı:
"Topladığım oyaların çoğu eski püskü, yırtık pırtık yemenilerde oluyor. Hepsi de yeni değil. Ben yemeniye değil oyaya bakarım. Bir koleksiyonu, parçalarının nadir bulunması, aykırı ve sıra dışı olması değerli kılar, yoksa adedi değil, bu bütün koleksiyonlarda geçerlidir. Boncuk oyası yıkanır ama iğne oyası yıkanmaz. Bu oyları önce rüzgarlı bir havada balkonda havalandırıyorum. Rüzgarlı hava kokuyu ve üzerindeki bakterileri yok ediyor. Bu oyaların en büyük düşmanı toz, nem ve güneş. O yüzden dikkat etmek, düzenli bir şekilde havalandırmak gerekiyor. Havalandırma işleminden sonra içeriye alıyorum bir hafta neminin geçmesini bekliyorum. Karton kutulara koyup, yapıldıkları bölgelerine göre sınıflandırılıyorum."