Hep gülümseyecek değiliz bugün de gözyaşı konumuz. Gözyaşı sadece hüzünle mi akar sanıyorsunuz? Oysa gözyaşımızın arkasında vücudun sessizce işleyen bir zekâsı var. Her damlası, bir görev için var ve aslında üç farklı türde akar…
***
Bazal Gözyaşı – Gözün günlük bakım ekibi
Bu gözyaşı sürekli ve düzenli şekilde akar.
Görevleri: Göz yüzeyini nemli tutmak, toz, mikrop ve yabancı maddeleri temizlemek, kornea tabakasını beslemek.
Her gün fark etmeden milyonlarca bazal gözyaşı damlası göz kapaklarımız arasında kayar. Kırpmadığımızda gözümüzün kuruması bundandır.
***
Refleks Gözyaşı – Soğan doğradığınızda akan gözyaşı
Göze yabancı bir madde girdiğinde, rüzgâr estiğinde ya da soğan doğrarken salgılanır. Bu gözyaşı, tahriş edici maddeyi hızla dışarı atmak için yoğunca ve bolca akar. İçeriğinde antimikrobiyal maddeler, antibakteriyel enzimler bulunur.
Mesela soğan doğrarken Sin-propantil-S-oksit adlı bir madde gözümüze ulaşır ve bu refleks gözyaşını tetikler. Vücut, soğana karşı mini bir savaş başlatır!
***
Duygusal Gözyaşı – Kalbin göze yansıması
İşte en ilginç olanı bu…
Acı, sevinç, özlem, hüzün, utanç ya da mutluluk gibi duygusal uyarılar, gözyaşı bezlerini farklı bir şekilde etkiler. Bu gözyaşı diğerlerinden biyokimyasal olarak farklıdır.
Şaşırtıcı ama gerçektir ki, duygusal gözyaşında prolaktin, adrenokortikotropin (ACTH) gibi stres hormonları da bulunuyor.
Bu, ağlama sadece bir dışavurum değil, aynı zamanda vücuttan stresin boşaltımı olduğu anlamına gelir. Yani gözyaşı, sadece ruhun değil, bedenin de “ağlama” şeklidir…
Bilim insanları hâlâ kesin bir cevap veremese de, şu düşünce öne çıkıyor:
Duygusal gözyaşıyla vücut, stres hormonlarını dışarı atar. Aynı zamanda parasempatik sinir sistemi devreye girer ve bedeni sakinleştirir.
Ağladıktan sonra gelen o “rahatlama” hissi, aslında sinir sisteminin yeniden dengelenmesidir.
Kadınlar biyolojik olarak daha fazla gözyaşı üretir. Bunun nedeni hormonal farklar; özellikle prolaktin seviyesi. Kör doğan insanlar bile duygusal olarak ağlar. Bu, gözyaşının sadece görsel deneyime değil, duygusal işleyişe bağlı olduğunu gösterir.
En enteresan olan da; gözyaşının mikroskop altında incelendiğinde hangi duyguya ait olduğu anlaşılabilmesi… Her birinin kristal yapısı farklıdır! Örneğin acıdan dökülen gözyaşı ile sevinçten dökülenin şekli farklıdır.
***
Gözyaşı… Bazen görünmez, bazen sessiz ama her zaman orada.
Gözden dökülen her damla, bazen bir zar, bazen bir savunma, bazen de bir veda.
Ağlayalım elbette…
Ama sevinçten…
Ninem diyor ki; Bir göz ağlarken diğer göz gülmez.
Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...