Bir görüşme esnasında Timur Han, Nasreddin Hoca’nın hocalığına laf eder. Hoca:
“Hünkâr’ım, ben sizin şu yanınızdaki eşeği bile okuturum” der.
Timur Han gülerek eşeğin yularını Hoca’nın eline tutuşturur ve şöyle der:
Hoca, eşeğin boyuna göre bir masa ve bir de kalın kocaman bir kitap yapar. Eşeği yemleme zamanı gelince sayfaların arasına birer avuç arpa serpip eşeğin önüne koyar. Hoca kitabı açınca eşek arpaları görür ve yemeğe başlar. O sayfanın arpaları bitince diğer sayfayı, o da bitince ötekini açar. Nihayet kitabın sayfaları biter, eşeğin de karnı doymuş olur.
Hoca haftalar boyunca eşeği böyle yemler. Öyle ki eşek ne zaman masayı ve kitabı görse kulaklarını diker, kuyruğunu sallar.
Üçüncü ayın dolmasına yakın kitabın sayfalarını Hoca’nın çevirmesine de gerek kalmaz. Eşek diliyle sayfaları bir bir çevirip arpaları hüpletir olmuş.
Nasreddin Hoca, Timur Han’ın belirlediği günün bir gün öncesinden eşeği aç bırakır.
Beklenen gün gelir. Hoca eşeği meydana getirir. Masayı eşeğin önüne, kitabı da masanın üstüne yerleştirir.
Bir gün boyunca bu manzaranın özlemini çeken eşek derhâl diliyle kitabın kapağını kaldırır. Dudaklarıyla bir ileri bir geri yoklar, fakat arpa bulamaz. Hemen diğer sayfayı çevirir, yoklar, orada da arpa bulamaz. Hemen diğer sayfayı çevirir, yoklar, orada da arpa bulamaz. Hemen diğer sayfaları çevirir, yoklar; orada da arpa bulamaz. Sonra diğer sayfayı yoklar… sonra diğerini…
Arpa bulamadıkça garip sesler çıkarır, derin derin tıslar, her seferinde homurtuları ve fısıldamaları artar. Sayfaların hepsini tek tek çevirir ama nafile… Kitabın bütün sayfalarını bitirmesine rağmen tek arpa tanesi bile bulamayan eşek, bu duruma iyice sinirlenir ve uzun uzun anırır…
Eşeğin anırmasını takiben Nasreddin Hoca, Timur Han’a döner ve şöyle der:
Timur Han kahkahalara boğulur ve alaylı bir ifadeyle:
Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...
Hoca bu!Kimseler yetişemez zekasına:)Halime hocam siz de bir o kadar iyi yazıyorsunuz.Kitap cıksın yeniden derlemeleri bekliyoruz dört gözle!
Hamurun da eşeklik olan niceler var desene Halime kızım.Bir emekli öğretmen olarak gözlemlerim bu yönde.Senelerdir bir tek seni okuyorum zevkle…
Halime hanım,kıvrak zeka dahilik resmen bu yazıda anlatılanlar.Kaleminize sağlık.
Efsaneee teşekkur ederiz
Yaradan bizi böyle olmaktan korusun.Ne okumuşlar gördü bu gözler…En önemli noktaya değinmişsiniz sayın yazarım.On numara beş yıldız!!
Ninem diyor ki!Nasıl güzel diyor yahu.İyi dilekleriminle Halime hanım.
Pazar öglenden sonra bitki çayım ve siz enfes yazınız değmeyin keyfime.
bu günkü hikaye çok makbul oldu, bunu chp lilere ve kendini muhalefet zanneden gafillere göndereceğim...selam ile. beydabanın eserlerinde çok güzel hikayeler var bilirsiz..
Bu kadar güzel ve matrak şeyleri nasıl ve nereden buluyorsun, çok merak ediyorum....