Tahsil ve tahlil

A -
A +

Bir görüşme esnasında Timur Han, Nasreddin Hoca’nın hocalığına laf eder. Hoca:
“Hünkâr’ım, ben sizin şu yanınızdaki eşeği bile okuturum” der.

 

Timur Han gülerek eşeğin yularını Hoca’nın eline tutuşturur ve şöyle der:
“Madem öyle diyorsun, sana üç ay mühlet, götür eşeği okut. Üç ay sonra, meydanda eşek kitap okuyacak. Okuyamazsa hiç acımam alırım kelleni, ona göre!..”

 

Hoca, eşeğin boyuna göre bir masa ve bir de kalın kocaman bir kitap yapar. Eşeği yemleme zamanı gelince sayfaların arasına birer avuç arpa serpip eşeğin önüne koyar. Hoca kitabı açınca eşek arpaları görür ve yemeğe başlar. O sayfanın arpaları bitince diğer sayfayı, o da bitince ötekini açar. Nihayet kitabın sayfaları biter, eşeğin de karnı doymuş olur.

 

Hoca haftalar boyunca eşeği böyle yemler. Öyle ki eşek ne zaman masayı ve kitabı görse kulaklarını diker, kuyruğunu sallar.

 

Üçüncü ayın dolmasına yakın kitabın sayfalarını Hoca’nın çevirmesine de gerek kalmaz. Eşek diliyle sayfaları bir bir çevirip arpaları hüpletir olmuş.

 

Nasreddin Hoca, Timur Han’ın belirlediği günün bir gün öncesinden eşeği aç bırakır.

 

Beklenen gün gelir. Hoca eşeği meydana getirir. Masayı eşeğin önüne, kitabı da masanın üstüne yerleştirir.

 

Bir gün boyunca bu manzaranın özlemini çeken eşek derhâl diliyle kitabın kapağını kaldırır. Dudaklarıyla bir ileri bir geri yoklar, fakat arpa bulamaz. Hemen diğer sayfayı çevirir, yoklar, orada da arpa bulamaz. Hemen diğer sayfayı çevirir, yoklar, orada da arpa bulamaz. Hemen diğer sayfaları çevirir, yoklar; orada da arpa bulamaz. Sonra diğer sayfayı yoklar… sonra diğerini…

 

Arpa bulamadıkça garip sesler çıkarır, derin derin tıslar, her seferinde homurtuları ve fısıldamaları artar. Sayfaların hepsini tek tek çevirir ama nafile… Kitabın bütün sayfalarını bitirmesine rağmen tek arpa tanesi bile bulamayan eşek, bu duruma iyice sinirlenir ve uzun uzun anırır…

 

Eşeğin anırmasını takiben Nasreddin Hoca, Timur Han’a döner ve şöyle der:
“Bu da özeti Hünkâr’ım.”

 

Timur Han kahkahalara boğulur ve alaylı bir ifadeyle:
“Hoca şimdi eşek kitabı okudu mu?” diye sorar.
“Okudu Hünkâr’ım, bakın sonunda uzunca özetini de yaptı.”
Timur:
"İyi ama ben eşeğin okuduğundan hiçbir şey anlamadım!”
Hoca taşı gediğine koyar;
"Bu normal Hünkâr’ım. Zira eşek kitabı kendi diliyle, yani eşekçe okudu. Anlayabilmek için onun gibi olmak gerekir."


Ninem diyor ki:
Mey biter sâkî kalır.
Her renk solar hâkî kalır.
Diploma insanın cehlini alsa da,
Hamurunda varsa eşeklik; bâkî kalır.

 

 

 

Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
A.Vahap Doğan 9 Aralık 2024 18:58

Hoca bu!Kimseler yetişemez zekasına:)Halime hocam siz de bir o kadar iyi yazıyorsunuz.Kitap cıksın yeniden derlemeleri bekliyoruz dört gözle!

E.Yıldız Bağcı 9 Aralık 2024 10:01

Hamurun da eşeklik olan niceler var desene Halime kızım.Bir emekli öğretmen olarak gözlemlerim bu yönde.Senelerdir bir tek seni okuyorum zevkle…

Burhan Zahir 9 Aralık 2024 07:59

Halime hanım,kıvrak zeka dahilik resmen bu yazıda anlatılanlar.Kaleminize sağlık.

Hüseyin şahin 9 Aralık 2024 00:37

Efsaneee teşekkur ederiz

Naci Sarıcalı 8 Aralık 2024 20:08

Yaradan bizi böyle olmaktan korusun.Ne okumuşlar gördü bu gözler…En önemli noktaya değinmişsiniz sayın yazarım.On numara beş yıldız!!

Kamil Mhmt Öz 8 Aralık 2024 17:09

Ninem diyor ki!Nasıl güzel diyor yahu.İyi dilekleriminle Halime hanım.

N.T.halıcıoğlu 8 Aralık 2024 17:07

Pazar öglenden sonra bitki çayım ve siz enfes yazınız değmeyin keyfime.

eyüp yılmaz 8 Aralık 2024 15:13

bu günkü hikaye çok makbul oldu, bunu chp lilere ve kendini muhalefet zanneden gafillere göndereceğim...selam ile. beydabanın eserlerinde çok güzel hikayeler var bilirsiz..

mustafa iyidoğan 8 Aralık 2024 08:44

Bu kadar güzel ve matrak şeyleri nasıl ve nereden buluyorsun, çok merak ediyorum....