Olmaz!.. Böyle de olmaz ki, tam, "Bakın basanındır" deyip, maçın başında Teofilo ile golü bulmuşken, 1-0'dan sonra bir yığın pozisyon üretmişken, o bitime 8 dakika kala yenen goldeki o gaflet niye? Ah!.. Trabzonspor'um ah!.. Neden, 1-0'u, 2 ve 3. gollerle süslemezsin? Neden, açık farklı kazanabileceğin bir maçta vites küçültür de rakibe böyle bir fırsat verirsin! Ah ki ah!.. Nedir bu son dakika teranesi... İngiltere'de aynı gaflet, Türkiye'de aynı gaflet! Oysa, ne güzel başlamıştı gece!.. İnanın, akşam birlikte iftar ediyorduk, "Trabzonspor-Liverpool maçı ne olur?" sorumuza hiç tereddütsüz, "İnanıyorum" dedi, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, "İnanıyorum, Liverpool'u bir kere daha yeneceğiz. Ama bu defa Trabzonspor hem turu atlayacak hem de tarih yazacak!" Sadece inanan Bakan Özak mıydı? Hayır, koca şehir tek yürek olmuş; yaşlısı-genci, kadını-erkeğiyle "Ha uşağum ne var bu İnciluz'da yeneceğuz da!" diye haykırıyordu. Hem de ne bu maç öncesinde bordo-mavili camiaya bomba gibi düşen Umut vakasına ne de ilk maçtaki 1-0'lık yenilgiye rağmen. Moral doluydu, Trabzonsporlular... Her biri sanki Dünya Şampiyonu takımın oyuncuları gibi büyük bir özgüven içinde çıktılar sahaya. Tabi ki, bu denli inanmışlık ve kenetlenmenin baş aktörü hiç şüphesiz, Şenol Güneş'ten başkası değildi. Özellikle kaleci Onur, o gol anına kadar muhteşemdi. Liverpool'un baskısı arttığı anlarda bile ne N'Gog'un derinlemesine oyunu ne Egemen'in hatası ne Joe Cole'ün ani çıkışları ve ne de Glen Johnson'la karşı karşıya kaldığı anlarda bile, teslim alamadı İngilizler, kaleci Onur'u! Ama Onur daha fazla ne kadar dayanabilirdi ki? Sonunda o da teslim oldu, Trabzonspor da!.. Umarım, bu kaçan Avrupa treni, Trabzonpor için iyi bir ders olur!