O nasıl bir atmosferdi öyle! O nasıl bir coşkuydu! İnanın, Bursa'da o tribünlerin rengarenk güzelliğini, seyircinin o muhteşem coşkusunu ve Bursasspor'un yürekten oyununu görüp de, "Bu insanlar şampiyonluğu hak etmiyor mu?" diye sormamak olur mu? İnanın, defalarca sordum o soruyu kendi İnanın, defalarca sordum o soruyu kendi kendime, Bursaspor adına! Taa ki, Battalla'nın golüne kadar. O gol, sanki o sorumun cevabını verir gibi duruyordu. Ama? Şenol Güneş yönetimindeki Trabzonspor gerçeğini kim inkar edebilir, bu ligde? Hele, hele, yeni transfer Burak'ın oyuna girmesinden sonra, gitti denilen maçı Umut ile nasıl çevirdiğini görüp de kim inkar edebilir, Güneş'in bu takıma katkısını? Allah'ım! O nasıl bir oyundu, öyle? İlk 45 dakikası; üç boyutlu film tadında olmasa da üç bilinmeyenli denklemin bütün güçlüklerini taşıyordu, içinde. Azim, dikkat, kontrol ve mücadele! Hem Bursaspor hem de Trabzonspor, F.Bahçe, Kayserispor ve Beşiktaş'ın puanlar kaybettiği haftada, Turkcell Süper Ligi'ndeki şampiyonluk iddiasını sürdürebilmek adına en küçük bir zaaf yaşamamak için azami dikkat gösterdiler, ilk yarıda. Ama ikinci yarı kozların paylaşıldığı, teknik dehaların taktik stratejine dönüştü, iki takımın hocaları adına. Ertuğrul Sağlam, saha düzeninde değil ama düşünce bazında önemli değişiklik yapmış olarak sürdü Bursaspor'u sahaya! Mustafa Keçeli, Ozan İpek ve Hüseyin'in soldan taşıdığı toplarla Turgay, Battalla ve Iglasias'a çalıştı, olmadı. Neredeyse Bursaspor'un bütün kornerlerini kullanan Ali Tandoğan, ön direğe kesti, arka direğe kesti. Yine olmadı. "Bu maç böyle bitecek" derken, Ozan, sahneye çıktı, araya bir top çıkardı, o da ne? Sahanın en etkisiz adamı Battalla, orada orada bir bitti, pir bitti! Her şeyi özetler gibiydi o gol! O an aklımda kalan Cale'nin o goldeki gafletiydi! Fakat o nefes kesen mücadelenin skoruna itiraz eden biri vardı, Trabzonspor'da? Kim mi, tabi ki Umut. Hem de kalesinde panterleşen Ivankov'a rağmen, "Bu ligin golcüsü benim!" dercesine haykırdı ve Trabzonspor'u yeniden umutlandırdı.