O ne muhteşem bir atmosferdi öyle! Tribünler Meksika dalgasıyla dalgalanırken, koca şehir "Şampiyon Bursaspor" diye inliyordu!.. "Bu büyüklük Bursaspor'a yakışıyor" diye yiğidin hakkını yiğide teslim ederken maç başladı! *** Meğer ne zor şeymiş, önde götürdüğün bir yarışta puan olarak geriye düştükten sonra şampiyonluğu kendi vereceğin mücadele ile değil de rakibin tökezlemesini bekleyerek kovalamak! Ligde bir ilki başarmak azminde olan Bursaspor için dün geceki Kayserispor maçı böyle bir zorluğu taşıyordu. O yüzden, futbolun bildik ölçüleri; sistem, taktik ve maç stratejisi hikayeden ibaret kaldı! Bursaspor'a lazım olan tek şey moraldi, o gerginlik içinde maçın ilk 10 dakikasına konsantre olamadılar. Kayserispor bu bölümde, Makukula, Cangele ve Saidou ile üç kez gol şansı yakaladı. Kaçan pozisyonlar, krediye dönüştü, Bursaspor için. Ama kimse sanmasın ki Kayserispor, kıyak geçti! Hayır, erkekçe bir maç oynadı! Zira, yeşil-beyazlıların o dakikaya kadar gözü sahada, kulağı Kadıköy'de F.Bahçe'den gelecek haberdeydi. O da ne? Bursaspor, sağdan Volkan ve Turgay Bahadır ile hızlı hücumlar geliştirip, Ergic ve Batalla'nın şutlarıyla Süleymanou'nun koruduğu kaleyi dövdüğü sırada, Kadıköy'den "Alex!... Gol!..." sesleri yükselmez mi? Tam bir soğuk duş oldu, bu, Ertuğrul Sağlam'ın talebeleri için. Ama pes etmediler! *** Bu sırada Cangele. Ali Tandoğan'ı geçmek isterken yerde kalışına, penaltı bekledi. Fakat genç hakem Abdullah Yılmaz aynı kanaatte değildi. Tamam penaltı, hakemin takdir hakkı. Fakat anlamadığım şey, ilk yarıdaki 6 sarı kartın altısının da Kayserisporlu oyunculara gösterilmiş olması neyin hakkıydı? Her neyse!.. *** Bursaspor, Turgay ile öne geçince rahatladı. Ardından bir de penaltı gelmez mi? Ooh!.. O zor maç, büyük penaltıcı kaleci İvankov'un golü ile kaymaklı kadayıf oluverdi! Üstüne bir de Ankaraspor maçının üç puanını ekleyin, Şampiyonlar Ligi garantilendi. Bir de şampiyonluk gelirse değmeyin Burasspor'un keyfine!