Trabzonspor'un yeni yılda yenilmeyen armada olmasının sebebi ne? Şenol Güneş Hoca bu takıma nasıl bir aşı yaptı? Yerinde gözlemlemek için kalkıp kampa gittim geçen hafta. Daha otelin girişinde değişimin ilk izleriyle karşılaştım. Güvenlik kuş uçurtmuyordu. Ama içerde kendimi 2002 Dünya Kupası'ndaki Milli Takım'ın o büyüleyeci kamp atmosferine yakın kaliteyi yaşıyormuş gibi hissettim. İnanılmaz bir disiplin vardı ama sorumluluk duygusunu özümsemiş insanların coşku ve huzur dolu, güvenli hali gözlerden kaçmıyordu. Kaleci Onur, Egemen, Song, Engin, Ceyhun ve Alanzinho'nun gözlerindeki parıltı, Trabzonspor'un kısa zamanda nasıl değiştiğini gösteren göz kamaştırıcı bir ışık gibiydi. Takımın en yenisi Toe, tek kelime İngilizce bilmemesine rağmen, yine tek kelime İspanyolca bilmeyen takım arkadaşları Umut ve Serkan'la öyle güzel şakalaşıyorlardı ki şaşarsınız. Toe ne diyor diye Serkan'a sordum. "Bu akşam ailesi gelecekmiş, onu konuşuyoruz!" dedi. Şaka yapıyor zannettim, doğruymuş. Yönetici, teknik adam, futbolcu... kiminle konuşsam, hepsi ortak bir amaçtan söz edilordu: "Koşan, iyi pas yapan ve kazanan takım olmak herkesin hedefi. Ama bizim hedefimiz güzel futbol oynayarak Trabzonspor'u herkese sevdirmek!" Uygun'a inanan kazanır! Hayat Mona Lisa tablosu gibi, bir yüzü ağlarken, diğer yüzü gülüyor. Ama insan ne hep gülebiliyor ne de sürekli bir üzüntü hali yaşıyor. Sivasspor efsanesini ortaya çıkaran Bülent Uygun da teknik adamlıkta hızlı yükseldi, çabuk düştü. Eh, her şey bir tecrübe ama üzücü olan Sivas'tan ayrıldıktan sonra Hoca'ya bütün kapıların kapanmış olması. Ne Milli Takım ne de kulüplerden, bir tek dost kapısının aralanmaması! Manisaspor ve Konyaspor hayalleri de suya düştü Hoca'nın. Bülent Hoca'nın meziyetlerini bilen biri olarak inanın insan çok üzülüyor. Tartışma! Malzemeler arasında orantısız bir güç var. Ama sonuçlar, güçlü olanı değil ama zayıf olanı yarı finale taşıdı. Oysa G.Saray, adı üstünde yıldızlar takımıydı. Antalyaspor ise toplama takımdı. G.Saray'ın beğenmeyip gönderdiği Necati tam bir ateş parçası oldu, tek başına yaktı G.Saray'ı. Buna karşılık G.Saray'ın umut diye sarıldığı Giovanni, "Ninni yavrum ninni!" Keita deseniz aklı bir karış havada. Oynadığı futbola bakmıyor, Premier Lig rüyası görüyor. "Golcü yok" denilen bir maçta golleri, hiç akla gelmeyen Emre, Elano ve Caner atıyor. Fakat yine de yetmiyor. G.Saray'da garip şeyler oluyor. Nonda'yı gönderen zihniyet kulübede yatan savunmacı Servet'ten son anda forvet üretmeye çalışıyor! G.Saray'ın kupada Antalyaspor'a elenişini görünce "Teknik adamın bir takımın başarısındaki payı ne?" sorusu insanın beynini kemiriyor.