Rijkaard hava kaçırıyor!

A -
A +

Dikkat, Frank Rijkaard fena halde hava kaçırıyor! Ne acı, full çekmesi gereken koca G.Saray, maçlarını boş tribünlere oynuyor, teknik adam yanlışları yüzünden. Yazık!.. Ne Başkan Adnan Polat ve ekibine ne de Rijkaard'a inanıyor, güveniyor G.Saraylılar! Çöküşün ayak sesleri daha da yükseliyor, her geçen gün. Bursa maçı da kaybedilirse halini varın siz düşünün, G.Saray'ın! Nasıl toparlarlar, bir daha kaçan seyirciyi bilmem! "Bu nasıl iddia?" diye düşünebilir, "Frank Rijkaard için açılan o destek pankartlarını görmediniz mi?", diye sorabilirsiniz? Hatta tribünlere çağırılan G.Saraylı futbolcuları da göstererek, "Bundan daha büyük destek ne olur?" diye sorabilirsiniz? Ama bir düşünün, Rijkaard'a ve takıma gösterilen o sevgi ve destek, ne zamandı, Karpaty maçından önce değil mi? Sonra ne oldu? Milan Baros'u yedek soyundurarak, fıtık etti tüm G.Saraylıları, Rijkaard! Bindiği dalı kesen, beceriksiz usta gibi... Tek yanlış bu olsa iyi, stoper ve ön libero da oynayabilen Ali Turan'dan çok yönlü faydalanabilecekken, hiç defansif tarafı olmayan Emre ve Serdar'ın gerisinde sağ bekte mahkum etti, bu oyuncuyu. Yazık değil mi, Ali Turan'a? Yazık değil mi, genç yaşta özgüveni kırılan, taraftarın gözünden düşürülen Mehmet Battal'a? Yazık değil mi, değerlerini bir bir erozyona uğratan G.Saray'a? İnanın, çözemedim, Rijkaard'ı... G.Saraylılar da çözememiş olmalılar ki, "Bu takımın, Sivas'ta maç kaybeden on birden farkı ne?" diye sordular, birbirine? Kimse bana o değişikliği, Cana-Serdar Özkan, Emre Çolak-Mehmet Battal tercihini olarak göstermesin. O olsa olsa harakiriden başka bir şey olmaz. Tıpkı, o maç sonundaki özrü kabahatinden büyük, "Mehmet Battal, sakatlandığı için çıkardım yoksa Ukrayna temsilcisi karşısında 2-0 geriye düşen G.Saray'a beraberliği getiren Milan Baros'u oyuna almayacaktım" anlamına gelen talihsiz açıklama gibi? El insaf!.. Yap-boza çevrildi koca takım! Sahi, kimse sormuyor mu, bay karizmaya (!)... "Hâlâ tanıyamadın mı, elindeki oyuncuları? Deneme tahtası mı, koca G.Saray?" diye. Schuster'in gözü korktu! Beşiktaş Teknik Direktörü Bernd Schuster, işler iyi gidiyorken uyardı, "İnönü Stadı'nın zemini facia! Biz top yapan bir takımız, bu zeminde sakatlık çok olur" diye... Bir şeye daha dikkat çekti, Alman teknik adam, "SporToto Süper Ligi'nde pabuç pahalı! Şayet, Beşiktaş olarak sahaya takım ruhu ile çıkmazsak, ne tek başına Guti ne de Querasma, siyah-beyazlıları mutlu kılmaya yetmez." Daha ne desin. Schuster! Güneş'e inanıyorum! Soru şu, "Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi play-off rövanş maçında Liverpool karşı nasıl oynamalı ki, turu geçebilsin?" Yani, "tek forvet mi, çift forvet mi?" Yani, Umut-Teofilo ikilisi mi yoksa tek başına Teofilo ya da tek başına Umut mu? Size, bütün samimiyetimle söyleyeyim, Şenol Hoca, "Biz, bu turu geçeceğiz!" diyorsa ki diyor, ben, Hoca'ya sonuna kadar inanıyor ve tek mi, çift mi kavramlarına takılıp kalmıyorum. Çünkü biliyorum ki, Liverpool'un ne adı ne de yıldızları korkutamadı, Şenol Hoca'yı, deplasmanda kendi evinde oynuyormuş gibi "hücum" oynattı Trabzonspor'u. Deniyor ki, Liverpool yedeklerle çıkmış, Gerrard ve Kuyt yokmuş, bu maça, asılmamışlar! Yahu oynayanlar Liverpool'un oyuncusu değil mi? Liverpoll da Gerardlar yoksa Trabzon'da da Alanzinho, Yattara ve Jaja yoktu. Bu oyuncular yıldız değil mi? Mesut bir tartışma! Akılları sıra, Fatih Terim'e yüklenecekler ya, "Mesut Özil iyi ki Türk Milli Takımını tercih etmemiş, etseydi, şimdi Real Madrid'de oynayamazdı", demiyorlar mı, kanım beynime sıçrıyor. Arkadaş, Rüştü, Barcelona'ya Türk Milli Takım'ındaki performansından dolayı transfer olmadı mı? Tayfun, Nihat Kahveci, yine Türk Milli Takımı'nın oyuncuları olarak, İspanya'ya transfer yapmadılar mı? O halde, kendi kendimizi inkar niye? Ayrıca Mesut, Terim'in millilik davetini kabul etmiş olsa ve A Milli Takımımızın orta sahasında oynasaydı, biz G.Afrika'ya gider miydik, gitmez miydik? Gittiğimizde de, 2008 Avrupa Şampiyonası'ndan daha iyi bir netice alır mıydık, alamaz mıydık? Bu durumda Mesut yine İspanya'ya gider miydi, gitmez miydi, bir kere, düşünün ve öyle konuşun lütfen. Kocaman'ın silahı Niang! Trabzonspor maçına doğru, F.Bahçe'nin sayamayacağımız kadar çok eksiği var. En başta, Aykut Kocaman'ın konumu sıkıntılı, emanet elbise gibi duruyor, takımın üstünde. Bu da, ciddi disiplin sorununa yol açıyor takımda. Yaşanmaması gereken dikkat dağınıklıkları yaşanıyor. Görülmemesi gereken kartlar yüzünden Aykut Hoca'nın planlandığı maç stratejisi güme gidiyor. Trabzonspor maçı öncesi de F.Bahçe adına en büyük handikap olarak bunlar öne çıkıyor, Ancak, artıları da mevcut tabii. Gökhan Gönül-Mehmet Topuz ve Andre Santos-Caner ikililerinin büyük denge getirdiği kanatlardan öne taşınacak her top, ya gol ya da gol pozisyonu demektir. Zira topla rakip arasına giren özelliğiyle yeni transfer Niang, Kocaman'ın en büyük silahı olacak gibi duruyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.