Liverpool-Trabzonspor adına her şeyi özetlemiyor mu, şu; "Türk gibi başla İngiliz gibi bitir" sözü. Maalesef gerçek bu, futbolu Trabzonspor oynadı, maçı Liverpool kazandı? Ne acı bir durum değil mi? Oysa yıllar sonra, ilk defa, Egemen, Selçuk ve Burak ile İngilizlerin yüreğini hoplatmış, rahmetli Cemil Usta'nın o tarihi penaltı golünden sonra bu kadar Umutlanmış ama tam "her şey yolunda gidiyor" dediğimiz bir maçın devre sonunda, Ryan Babel'in vuruşuna çaresiz seyirci kalıp, beyaz bayrak çektik! Olacak iş mi, şimdi bu, sevgili Ceyhun? Sahi, o dakikada o pas hatası niye yapılır? Hadi, Ceyhun hata yaptı, neden engelleyemez, Egemen, Glowacki ve topyekun Trabzonspor savunması, saatli bomba gibi duran Joe Cole'nin Ryan Babel'e "al da at" diye verdiği o ara pasını? Neden arkadaş, bu gaflet, "yorgunluk", diye izah edilebilir mi? Geçiniz!.. Ey sevgili Şenol Hocam, senin tecrübendeki biri, maç bitmeden mücadelenin bitmeyeceğini bordo-mavili oyunculara anlatmamış olabilir mi? Anlatmışsa, bu oyundan düşüş niye? Sevgili Ünal Karaman Hocam, sahi niye, dikkat dağınıklığı? "Dağıldı, dağılıyor... Çöktü çöküyor... Çinlilere haraç mezat satıldı, satılıyor!" havasına sokup, hafife aldığımız o Liverpool'un nasıl soğukkanlı ve nasıl ayağa paslar yaptığına hiç dikkat ettiniz mi? Ah be Burak sağ kanattan iyi gidiyorsun, hakkını teslim edelim de ya şu ortalarına ne demeli, isabet yüzdesini biraz yükseltemez misin? Yediği gole rağmen alkışlıyorum kaleci Onur'u, İnanın genç kaleci, Liverpool'un kalecisi Reina'dan daha fazla güven verdi, kalesinde. Özellikle de Kyrgiakos'un kafa vuruşundaki kurtarışıyla, Sevgili Onur, sen böyle oynamaya devam et, eminim ki, rövanşta Umut da, bu maçın suskun adamı Teofilo da ışıldayacak ve tur gelecektir.