Benim güzel ülkem Türkiye'de insanlar günü yaşar, günü düşünür... Ne "yarın" diye bir dertleri, ne de "vizyon, misyon" ve "ufuk" gibi bir derinlikleri vardır. Maalesef bizim insanımıza "yarın" uzaktır. Yarınların sonrası ise hayal bile edilmez. Ama Avrupalı sadece yarını değil, 10, 20, 30 ve 40 yıl gibi gelecekteki dönemleri bugünden düşünür, tartışır, plânlar ve o hedefe uygun insanları hazırlar!.. Kalifiye insan gücü, şehirleşmede zengin ulaşım, haberleşme, ağırlama, konaklama, sportif etkinlik ve başarılarla geleceğe bugünden hazırdır Avrupalı. "Organizasyon" dendi mi, işi şansı bırakmaz... "Plân ve proje"den öte elle tutulur, gözle görülür net değerler koyar ortaya... Biz ise, "yarın" dendi mi, "Hele bir gelsin ondan sonra düşünürüz" deriz. Ama zaman bu, beklemez... Su gibi akar gider... Fırsatları da beraberinde götürür... Tıpkı, 2000 olimpiyat oyunlarına talip olup da alamadığımız gibi... 2004 ve 2008'i kaybettiğimiz gibi... Tıpkı, 2008'den sonra 2012 Avrupa Şampiyonası'nın da uçtuğu gibi... Olimpiyat ninnileri, Avrupa Şampiyonası masallarıyla büyür çocuklarımız... ..Ve, bu masalların kötü adamıdır Futbol Federasyonu Başkanı Av.Levent Bıçakçı... Şimdi, o kötü adam için son şanstır, A Millilerimizin İsviçre ile yapacağı 2006 Dünya Kupası elemelerindeki play-off müsabakaları... Evet, Türkiye bu maçlar sonunda elenirse, "Vizyon, misyon ve ufuk" teorilerinin kötü adamı Levent Bıçakçı'ya da yol görünür. Çünkü bu ülke günü yaşar, günü düşünür!.. Özhaseki'nin sözü söz Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, 2012 Avrupa Şampiyonası'na talip olan Türk futboluna 60 bin kişilik süper bir stat sözü vermişti. Ne var ki Türkiye bu yarışı kaybetti. Tabii doğal olarak herkes, "Şimdi stat ne olacak?" diye sormaya başladı. Özhaseki başkan, "Sözümüz söz..." dedi, "Türkiye 2012'yi kazanamadı diye sözümüzden vaz geçecek değiliz. Stadı 2007 sonunda bitirip, hizmete sokmadan önce UEFA yetkililerini Kayseri'ye davet edeceğiz. 'Gelin, inceleyin ve bu şehre hiç değilse bir Şampiyonlar Ligi finali verin' diye istekte bulunacağız." Şampiyona af Cep herkülümüz Halil Mutlu ile içine düştüğü doping olayını Ankara'da konuştum. Doping suçluluları için bir ümit ışığı doğdu. Gözler bu hafta Katar'da olacak. Dünya ve olimpiyat şampiyonumuz Mutlu'nun o malum hadisesiyle hayatının nasıl karardığı, psikolojisinin ne denli bozulduğu ve keyfinin nasıl kaçtığına şahit oldum. "Bir komplo ile karşı karşıyayım" dedi şampiyon ve medyanın ilgisizliğinden dert yandı. GSGM'den bazı yetkililerle de konuştum. Onlar da Halil'in masumiyetine inanıyor. Ama Halil gibi bir şampiyon podyumlarda yarışamıyor. Teşkilat bu haksızlığın düzeltilmesi için görevde... Çünkü, Halil gibi sorumluluğuna müdrik birinin böyle bir olaya asla yeltenmeyeceğini Ankara'da herkes birbirine anlatıyor. Asıl korkuncu da bu... "Komplo" kuvvet kazanıyor!.. Çünkü şampiyonun aldığı ileri sürülen doping maddesinin Mutlu'nun performansına hiç bir katkı yapmadığı tıbben ispatlanmış! Halil Mutlu gibi şampiyonlar şimdi daha dikkatli olmalı... Özellikle de gittikleri yere ve yiyip içtiklerine. Neyse uzatmayalım... Şimdi Halil Mutlu ve onun durumundakiler için bir fırsat var. Uluslararası Halter Federasyonu, Katar'daki Dünya Halter Şampiyonası sırasında bir mahkeme kuracak. Başta Halil Mutlu olmak üzere Avrupa şampiyonumuz Sedat Artuç ve Türkiye Halter Federasyonu'nun geleceği için önemli kararlar alacak. Beklenti, kısmi bir affın çıkması... Ya da cezanın paraya çevrilmesi... Pekii bu af çıkabilir mi? Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş, milli sporcular, Av.Doç.Dr.Erkan Küçükgüngör ve GSGM'den doping uzmanı Dr.Kaya Livanelioğlu bu amaçla Katar'da... Kondisyon.. Tigana ve Aytaç Tigana, Beşiktaş'taki problemin adını koydu... "Takım iyi çalıştırılmamış... Sakatlıkların sebebi kondisyon eksikliği!" Bu açıklamaya duyunca çok güldüm! Çünkü, merhum Kadri Aytaç hoca ne zaman bir kulübe teknik direktör olsa ilk olarak "Bu takımın kondisyonu yok" açıklamasını yapardı. Bir gün Davutpaşa Kulübü'nde Hadi Türkmen'in de hazır bulunduğu bir ortamda Kadri hocaya bu açıklamasının sebebini sormuştum. Esprili bir kişiliğe sahip olan Aytaç, "Eeee..." dedi, "Bu açıklama teknik adama en az 6 hafta kazandırır!" Nur içinde yat Kadri hoca... Tigana seni tanımış olsaydı, kim bilir daha neler söylerdi?