samdan
camii
hayirli-ramazanlar

39 numara... Bu mu Anelka?

A -
A +

Son maçlarda seyirci ortalaması 18 bine düşen F.Bahçe, İstanbulspor'a karşı kapalı gişe oynadı. Bu ilginin sebebi yeni transfer Nicolas Anelka'ydı. Ama tribünler yarım saatte kararını verdi. ''I love you Alex!'' Yani; ''Seni seviyorum Alex!'' Halbuki, Brezilyalı yıldıza değil, F.Bahçe tarihinin en pahalı futbolcusu Anelka için gelmişlerdi, insanlar. O da ne; "Dağ fare doğurmuş" gibiydi. İki gecede 10 bin adet "39 numaralı" forması satılan Nicolas Anelka, beklentilere cevap vermekten uzaktı. Bir kere, sırtı kaleye dönük oynuyordu. Hüküm verildi, "Forvet böyle oynamaz!" Nobre ile yan yana oynadığı halde orta sahasına güvenmiyor, geriye çekilerek kendi pozisyonunu kendisi hazırlamaya çalışıyordu. Bu, Alex'i rahatsız etti. Bir an, "Acaba?" dedim... 4-1-2-1-2 ya da başka bir ifadeyle 4-4-2 düzeninde F.Bahçe'yi sahaya süren ama ortadaki baklava diliminin gerisindeki Aurelio'ya daha sınırlı bir oyun alanı bırakan ve daha defansif bir görev veren Christoph Daum, öndeki Alex'i de oyun kurucu rolünün dışında tutunca "Acaba sarı - lacivertli takım ataklarını Anelka üzerinden mi kurmak istiyor?" diye bir düşünceye kapıldım. Ama birkaç pozisyon sonra anlaşıldı ki, Fransız futbolcunun orta alana gelip top yapmaya çalıştığı anlarda Alex boşa kaçarak "Buyur... Ne yapacaksan yap! Göster kendini... Bu insanlar seni seyretmeye geldi" dercesine altın tepsi içinde fırsat sunuyordu Anelka'ya. Ama nafile!.. Bir, iki, üç... Denemelerin hiç birinde Yalçın ve Saffet'in alan markajını aşamadı Anelka... Bu defa, buluştuğu toplarda yan pas ve geri paslarla idare etmeye çalıştı. Alex baktı ki, olacak gibi değil... İdmanlarda sırtında taşıdığı yıldız Anelka (!) bal yapmayan arı konumunda, hemen kumandayı ele aldı, oyunu bildiği gibi yönlendirmeye başladı. Bu arada iki nefis orta yaptı... Birinde Nobre kafayı koydu ama pozisyonu ofsayttı ve Oğuz'u geçen top gol sayılmadı. Sonra, inanılmaz şutu yan direğe çarpıp döndü... Topu iyi takip eden Nobre bu defa affetmedi, golünü attı. İşte o an; F.Bahçe Stadı'nı görmeliydiniz... Kadıköy, hep bir ağızdan transfer yıldızı Anelka'ya değil de gerçek kralı Alex'e "I love you!" diye tempo tutuyordu. O an Anelka'nın yerinde olmak, dünyanın en zor şeyiydi. Düşünün, koca ilk yarıda kaleci Oğuz'da kalan bir şutu dışında kayda değer bir şey koyamamıştı ortaya. Eğer, Ümit'in nefis pasını da değerlendirmese ikinci yarı da bir - iki cılız deneme ile sınırlı kalacaktı. Yalnız, Nobre'nin ikinci golüne yaptığı katkı başarılıydı. Ama onda da topu elle aldı. Elbette Nicolas Anelka bu değildi ve oyunu da bu olmamalıydı. Hakkını verelim, "uyum" en zor şeydi. Anelka da dün bu zorluğu yaşadı, ama aşmak için çok çalıştı. İyi olan buydu, iyi niyetinin karşılığını da Ümit'in nefis ortasını golle neticelendirerek aldı Özetle, F.Bahçe dün istediğini almasını bilen bir takım havasındaydı. Ama, farklı kazanmasına rağmen R.Zaragoza maçı öncesi güven veren bir oyun sergilemedi. Bir topu direkten dönen Tuncay ile Serhat gölgede kaldılar. İstanbulspor'a gelince, disiplinli ve koşan bir takım. Ama güçleri bu kadar. Faruk'un ilk yarıda bir topu üst direkten dönmesine rağmen gole gidecek ayakları yok. Bu yüzden de ligin kritik bölgesindeler.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.