Ne sıkıntılı bir finaldi... Tam 66 dakika; iki takımın kalecisi de, finalin en rahat oyuncularıydı. Tamam anladık! Adı üstünde bir final maçı bu; yani hata affetmeyen bir oyun... Ama?.. Amaca hizmet etmek adına bu kadar da sevimsiz hale getirilmez ki futbol!.. Açıkça final keyfini hiç mi hiç yaşayamadım. Yaşadım diyen varsa söylesin. 90 dakika hüzün... Uzatmanın ilk bölümünde bir penaltı tartışması. Var mı, yok mu? Kanaatimce yok! Gelelim oyuna... Aslında Fortis Türkiye Kupası final filmini; Süper Lig'deki F.Bahçe-G.Birliği maçının ilk yarısında seyretmiştik. Başkent ekibinin teknik direktörü Mesut Bakkal, F.Bahçe karşısında oyunun ilk yarısında akılcı bir "takım savunması" ile sarı-lacivertli ekibi sindirmiş ve ilk kontra atakta golü bularak 1-0 öne geçmişti. Ancak?.. Kırmızı-siyahlılar bu presi, maçın tamamına yayacak güce sahip olmadığı için oyun disiplini kaybetmiş ve önde olduğu karşılaşmadan farklı mağlubiyetle ayrılmıştı. Mesut Hoca, F.Bahçe önündeki yanlışı, telafisi olmayan kupa finalinde tekrarlamamak ve ikinci yarıda takımını daha canlı tutmak adına, ilk on bire Addo, Ergün Teber ve Kerem'i alırken, Mehmet Çakır, Hakan ve Burhan'ı kulübede tuttu. Ne zaman takım oyundan düşmeye başladı Bakkal, kulübede dinamolara müracaat etti. Anlaşıldı ki, Kayserispor'u başarılı "takım savunması" durdurmayı başaran Gençler, ya bir kontra ile ya da maçı uzatmaya, oradan da penaltıya götürüp kupayı kazanmak istiyordu. Nitekim, Gençler o fırsatları ikinci yarıda Isaac ve Kahe ile iki kez yakaladılar. Ama bunu golle değerlendiremediler. Şaşırdım!.. Süper Lig'in flaş ekibi Kayserispor, kupada bu kadar etkisiz nasıl kalırdı? Savunması risk almıyordu... Orta sahasında Ragıp ve Saido çabalıyor, G.Birliği'nin direncini kıramıyordu. İleride Iglasias ve Cangele yeteri kadar topla buluşamıyordu. Kenardan Mehmet Topuz'un bindirmeleri de sonuç getirmiyordu. Böyle bir takım nasıl kazanırdı? Kayserispor'un 45 yıllık rüyayı gerçeğe dönüştürmek için daha çok risk alması lazımdı, Kafkas, son 5 dakikada kenardan çırpındı; "Uzatmayın" bu maçı diye... Ama nafile!.. Gözüm o an Kayserispor'un en etkili silahı Gökhan Ünal'a takıldı. Sahada olması gereken golcü, hemen önümdeki tribünde oturuyordu. Bu nasıl iş Gökhan? Öğrendim ki, "Sakatım" ayağına yatan Gökhan, Kayserispor ile köprüleri çoktan atmış, G.Saray'a gidebilmek için gün sayıyormuş. Yazık be Gökhan!.. Profesyonellik bu mu? ...ve uzatmada, Mehmet Çakır ile heyecan yükselten Gençler'in savunma kurgusu yorgunluktan ofsaytta düştü. Ama o panikte Cangele mutlak bir golü yapamadı. Maç penaltılara kaldı. O an penaltıcılar devreye girdi ve Kayserispor kupayı müzesine götürerek, kendi adına bir tarih yazdı!.. Tebrikler!..