Gol olmayınca keyfi de olmuyor özel maçların. Halil ve İbrahim o golleri atamamış olsalar uzaktan şutlarla sakız gibi çiğnenen karşılaşmaya dönecekti Azerbaycan maçı. Neden mi? Özel maçlar oldum olası angarya olarak görülür bu ülkede de o yüzden. Hele bu dün geceki Azerbaycan karşılaşması gibi sezonun bitip futbolcuların tatil havasına girdiği bir döneme denk düşmüş ise maçın keyfi daha da kaçar. Nitekim dün gece Kayseri Kadir Has Stadyumu'nda da ilk 45 dakika böyle sıkıntılı, uyutan bir futbol vardı. Ama ne zaman ki Sadigov, Semih'i ceza alanında düşürüp penaltıya sebebiyet verdi ve kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı işte o andan itibaren "zengin-yoksul" farkı daha da açıldı. Millilerimiz fiilen uyandı ve sonucu değiştirmek için varını yoğunu ortaya koydu. İşte bu sırada Halil ve İbrahim iki de şık gol buldular. Keyifler yerine geldi. Ama akıllarda hep şu soru kaldı. "Ağabey-kardeş" oyununda A Milli Takımı genç oyunculardan kuran Fatih Hoca ufuktaki Fransa Milli maçı olmasa acaba Azerbaycan karşısına böyle bir 11'le mi çıkardı? Kanaatimce çıkmazdı. Ama Fatih Hoca'nın da arayışları vardı. Bu tercihiyle hem A Milli Takım'ın gençlerini görmek hem gerçek gücünü gizlemek hem de dünyaya "İki devlet tek millet, dosttur dost kalacak ilelebet" mesajını vermek istiyordu. Bu amacına da ulaştı... Ne yazık ki Nihat etkisiz şutları dışında oyunda görülmedi pek. Semih bir penaltı nasıl atılmazı anlattı. Ama Nuri müthişti. Çift ön liberoda oyun kurucu gibi oynamanın ne olduğunu herkese gösterdi. Koca bir sezon boyunca Aragones'in Alex'te aradığı oyuncu tipi dün Nuri'de saklıydı. Ceyhun ve Eren tamdemde başarılıydılar. Kusursuz oynadılar. Özetle A Milliler dün başlangıç olarak iyi görünmeseler de sonucu gerçekleştirmede başarılıydılar. Fakat bu görüntü 2010 elemeleri için pek de umut vermedi.