İki maçta 8 gol atarak Galatasaray'ın umudunu kıran Dortmund'un başarı hikâyesini 4 başlıkta sıralayabiliriz.
Dev ve cücenin hikâyesi mi, yoksa zengin ile züğürt tüccarın farkı mı? Kararı siz verin...Bundan bir ay kadar önce Alp Yalman Başkan ile kafasındaki Galatasaray'ı konuşmuştuk; iki dost olarak. Bilirsiniz, Alp Başkan'ın ağızından kelimeleri kerpetenle sökerek alırsınız? O gün ne oldu bilmem Başkan "Galatasaray'ın mali yapısını nasıl düze çıkaracaksınız?" diye sorduğumda "Allah büyüktür" dedi ve şunları ekledi:
"İyi yönetilmeyen kulüpler krize girer; hem idari, hem mali, hem de sportif olarak. Biz; ben ve arkadaşlarım Galatasaray'ı iyi yönetmek için adayız, sorunları biliyoruz, çözümünü de! Arkadaşlarımın her biri işlerinde başarılı olan yöneticiler. Galatasaray'ın finans problemini birkaç yıl içinde çözecek çok önemli projelerimiz var, hem de hiçbir yarışta geri kalmadan."
Bu denli iddialıydı Alp Başkan; fakat söylemini fazla iyimser bulduğumu düşünmüş olmalı ki, "Bizim Galatasaray'ı yönettiğimiz yılları lütfen iyi analiz edin. Avrupa'da başarılı olan takımları iyi araştırın. Mesela iflasın eşiğinden dönenlere bakın, düze nasıl çıkmışlar?"
Kahvesini büyük bir özgüven içinde yudumlayarak devam etti anlatmaya "Sorun belli, başarıya götüren yol da, yöntem de belli. Yeter ki, o irade iş başında olsun" diye İlkay Gündoğan ve Nuri Şahin'in adını vererek, medyanın araştırmacı gazetecilik görevine vurgu yaptı. Hem de Galatasaray daha Dortmund maçlarının ilkini dahi oynamamışken.
"Bir dönem Galatasaray'ın avukatlığını yapan Reinhard Rauball'ın Dortmund'unu iyi araştırın, orada büyük bir başarı hikâyesi var."
O gün çok anlam veremediğim bu konuşmanın önemini ancak Galatasaray, Dortmund'dan iki maçta 8 gol yediği günün sonrasında kavradım.
Bundesliga'da dökülen bir takım nasıl oluyor da Şampiyonlar Ligi'nde destansı bir futbol sergileyebiliyor? Daha da önemlisi bir dönem iflasın eşiğinde iken, ne oldu da böyle bir yükseliş grafiğinin içine girdi ve bütün dünyanın dikkatle izlediği takım oluverdi?
Arsenal, Anderlecht ve Galatasaray'ın bulunduğu Şampiyonlar Ligi D Grubu'nda müthiş bir performansla zirveye kurulan "Borussia Dortmund'un sırrı ne?" diye araştırmaya başladığımda.
Gördüm ki; Dortmund'un başarı hikâyesi 4 başlıkta özetleniyor.
1. Gençlere önem verdi, maliyetleri aşağı çekti.
19 Yaş altı takımı: 5 kez; 1994, 1995, 1996, 1997, 1998, 17 Yaş altı takımı: 4 kez; 1984, 1993, 1996, 1998, Bundesliga şampiyonu oldu. 19 Yaş altı takımı: 2009, 17 Yaş altı: 2008 Batı Bundesliga şampiyonluğunu birer kez kazandı.
2. Sportif başarıyı yakaladı, borsaya kote oldu.
Borsadan gelen kaynakları doğru kullanamadığı için krize girdi ama sonra toparlamasını bildi.
3. Stadı aldı, seyirci ve hasılat rekoru kırdı.
Ortalama her maçını 78 bin seyirciye oynadığı maçlarda yıllık, 25 milyon avro hasılatı elde etti, 81.264 Signal Iduna Stadı'nın sahibi oldu.
4. Borçları minimize etti, Avrupa'nın sayılı devleri arasına girdi.
Peki, Galatasaray ne yaptı?