"1-0 olsun bizim olsun" diye düşünenlere söylenecek söz "kazanan haklıdır" olur. Ama ufukta bir F.Bahçe maçı varken bu maçın nasıl kazanıldığı hiç önemli değil mi? Geçelim... Ne amansız bir soğuk! İliklerinizi donduran bir havada Denizlispor-Trabzonspor mücadelesindeki futbolun içinizi ısıtmasını bekliyorsunuz. Ama ne gezer... Bu karşılaşmadan, ne Belediye-Kayserispor maçının lezzetini alabiliyor, ne de temposunu yakalayabiliyorsunuz. Oysa Şenol Güneş'ten sonra o kadar çok şey değişmiş ki Trabzonspor'da. İnanın; oyuncuların yürüyüşü bile değişmiş; daha bir güven, coşku ve istekle oynuyorlar. Ama... Futbolları, F.Bahçe maçı öncesi yüreğinizi ısıtacak sıcaklığı vermiyor. Koca takımda bir tek Alanzinho giydiği formanın hakkını veriyor, adeta tek başına omuzluyor Trabzonspor'u... Ona, biraz Selçuk ve Colman fizik gücüyle katkı veriyorlar. Ama hepsi o kadar; Umut bir garip olmuş. Sonradan oyuna giren Gökhan Ünal yan cepteki çakaralmaz çakmak gibi. Golcüleri suskun kalan takım ne yapar? Kaleyi gördü mü şutu basar. Trabzonsporlular da onu yaptılar. Şut, şut, şut, ama nereye? İnanın, Denizlispor'un gücü olsa, Trabzonspor'u eli boş gönderirdi. Ama dedik ya, gücü yok Denizlispor'un. Onur'un koruduğu kaleye Emin ve Güray ile sefer üstüne sefer düzenleseler de, arkasını getiremediler. Denizlispor'un gol ayakları pas tutmuş, güvenleri kaybolmuştu. Sanki ayaklarına pranga vurulmuş gibi o güzelim pozisyonları ezdiler bir bir. Denizli'de bir elmas gibi duran Angelov mu, o farklı konu... Diyeceksiniz ki, bu kadar eleştirilen Trabzonspor, nasıl maç kazanıyor? Cevabı basit, tamamen ferdi beceri sayesinde... Alanzinho'nun savurduğu füzenin kalecinin müdahalesiyle direğe çarpıp dönüşünü ustalıkla takip eden Gabric gibi bir oyuncusunun varlığı sayesinde. Peki, Alanzinho ve Gabric aynı ustalığı F.Bahçe maçında da gösterebilirler mi?