"Şampiyon Sivasspor!" Kırmızı - beyazlı ekip, deplasmanda İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u 2-0 yendiği maçta adeta karnaval havası estirdi. Olimpiyat Stadı'nda tribünlerdeki coşku, heyecan ve açılan pankartlar, Sivasspor'un açıkça inanmışlığının bir gösterisiydi. "Şampiyon Sivasspor!" Sahi, ligin ikinci yarısında da kayıpsız yoluna devam eden Sivasspor, bu sezon şampiyon olabilir mi? Olursa, Şampiyonlar Ligi'nde bu ülkeyi başarıyla temsil edebilir mi? Mesela, Sevilla, Real Madrid, İnter, M.United, Liverpool gibi devlerle boy ölçüşebilir mi? O kadarına aklım ermez, ama Bülent Uygun'un "40 milyon Sivasspor'un şampiyonluğu'nu istiyor" sözündeki gibi ne yalan söyleyeyim, ben bu takımın bu sezon 4 büyüklere endeksli, o kısır döngünün seyrini değiştirmesini istiyorum. Açıkcası şampiyon olmazlarsa, buna üzülürüm. 200 trilyonluk, Alex'li, Roberto Carlos'lu F.Bahçe'nin iki maçta da yenemediği İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u, eğer Sivasspor deplasmanda 2-0 yeniyorsa, şampiyonluğu da hak ediyor diye düşünüyorum. Kaldı ki, Sivasspor artık ezberlenen, kadrosu ile geldiği yerin hakkını veren komple bir takım oldu. Savunması sağlam, orta sahası dirençli - üretken, forveti etkili ve yırtıcı. Savunmada Abdurrahman oyunu geriden idare eden bir lider konumunda. Orta alanda Devran, Musa ve Muhammed Ali, forvette Mehmet Yıldız ile Cvetkov. Özetle müthiş bir takım Sivasspor. Öyle ki, gücünü sadece sahada değil, 15 bin taraftarı ve tribünlere astığı pankartlarda, "Biz asfalt yolları değil gardaş, çılgaları, dağları, taşları, dikenli yolları aşarak geldik!'' diye ifade edildiği gibi hissettiren bir takım. Trabzonsporlular darılıp gücenmesinler ama Süper Lig'de Anadolu futbolunun yeni beyi artık Sivasspor! Uzağı düşünmeyen gülemez Trabzonspor, G.Birliği Oftaş maçını seyrederken Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer döneminde "üç büyükler"e kafa tutan o efsane takım canlandı gözümün önünde. Maalesef!.. Şimdilerde o efsanenin yerinde yeller esiyor! "Bu Trabzonspor nasıl kendine gelir?" diye düşünenlerin "çare" diye başvurduğu her adres, geri tepen silah gibi yine Trabzonspor'u vuruyor. İşte Ersun Yanal ve işte Trabzonspor! Sonuçlar kötü, Trabzonspor sürekli kan kaybediyor... Kaybedilen her puan Karadeniz temsilcisini tehlike potasına sürüklüyor. Her bakımdan Trabzonspor'un kazanmaya ihtiyacı var. Fakat; Trabzonspor'un başı belli değil... Bir seçim bilmecesidir, sürüp gidiyor... Yönetim var mı, yok mu, belirsiz. Birçok gence şans verip, futbola kazandıran Ersun Yanal, Barış, Kadir ve Onur gibi yeni oyuncular üreterek, Trabzonspor'a bir değişim ve heyecan kazandırmaya çalışıyor. Ama bu çabanın şimdilik sahaya yansıyanı sadece Barış, o da tek başına Trabzonspor'u ayağa kaldırmaya yetmiyor. Yattara, Gökdeniz ve Umut mu? Belki isimleri neonları süslüyor ama onlar da ne kadar yıldız olurlarsa olsunlar, saha dirençleri 80 dakikada tükeniyor!.. Sorarım size, böyle bir durumda; lokomotifi 80 dakikada stop eden bir takım erken gol bulsa bile hedefe ulaşabilir mi, ulaşamıyor. Nitekim, daha disiplinli, daha kontrollü ve daha büyük bir amaçla oynayan Osman Özdemir Hocanın takımı G.Birliği OFTAŞ, geride götürdüğü maçı Sandro ve İbrahim ile kazanırken, sık sık teknik adam ve yönetim değiştiren Trabzonsporlulara net bir mesaj veriyor; Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.