Vay... Vay... Vay!.. O nasıl gol öyle Arda? O vuruşu yapmak için sadece zeka yetmez, olağanüstü bir sezgi ve şut kuvveti de ister. Arda, bir mühendis titizliğindeydi. Hem birebirde Umut'u oyundan düşürdü hem de kaleci Tolga'nın öne çıkışını o mesafeden zekice sezip, jeneriklik bir vuruşla, maçın kırılma anını tayin eden o muhteşem golü atarak "zor" denilen bir maçı koparıp, Trabzon'dan aldı ve G.Saray'a hediye etti. İşte, "yıldız" diye ben Arda gibilerine derim. Helal olsun arkadaş. *** Skibbe ve G.Saray'ın da hakkını verelim... Sanki koca hafta fırtınaları yaşayan onlar değilmiş gibi; diri, arzulu ve "büyük takım böyle olur" havasındaydılar. Trabzonspor karşısında maça 4-2-3-1 düzeniyle başladılar. Ama hemen Baros'un gerisindeki üç oyuncu da; Arda, Lincoln ve Kewell'ı da öne çıkararak bir anda 4 forvetle baskı kurdular, pozisyonlar buldular. Ancak!.. Trabzonspor, ilk 26 dakika G.Saray'ın bu oyununa aynı canlılık içinde karşılık verdi. Şöyle ki, Ersun Yanal, İstanbul'a lider getirdiği Trabzonspor'u zirvede tutmak adına büyük risk alarak başlamıştı maça. Yattara ve Colman'ı yedeğe çekerek, "kazanmak" adına takımın iç dinamikleriyle oynamış, orta sahanın sağında görev yapan Serkan'a bu defa "joker" rolü biçmişti. İşte bu takım savunmasının sigortasını attırmıştı. Ama Serkan, top G.Saray'dayken Lincoln'ü kontrol etti, top Trabzonspor'a geçtiğinde ise dikine oynayarak, araya çıkardığı paslarla Umut ve Gökhan'ı pozisyona soktu. Bu düşünce, Arda'nın golüne kadar prim de yaptı. Ancak Serkan'ın öne taşıdığı topların hiç birinden ne Gökhan faydalanabildi ne de Umut. İşte bu anda Arda devreye girdi ve G.Saray'a büyük sıçrama yaptıran o muhteşem golü atıverdi. *** Sonrası malum... Cengaver Servet'in şans golü ve 2-0'ın moraliyle soyunma odasına giden G.Saray. ikinci yarıda bir gol daha bulduğu Lincoln'ün atılarak 10 kişi kalmasına rağmen, "Ben İstanbul'a galibiyet için geldim" diyen Ersun Yanal'ın ekibi Trabzonspor'a skoru lehine değiştirme şansını vermedi. Isaac - Yattara değişikliğine rağmen.