Bakan Özak'tan Güneş'e!

A -
A +

Bakın Devlet Bakanı Faruk Özak ne diyor; ''Şenol Güneş 1996'dan sonra devam etseydi, Trabzonspor'un 3 şampiyonluğu daha olurdu." Bu sözlerin altına imzamı atarım. Ama mesele ne Şenol Güneş ne de Trabzonspor'un şampiyonluk sayısı! Mesele, hedefe giden yoldaki kırılmaları önleyecek, istikrar arayışı değil mi? Ülkenin spor politikasını belirleyen Bakan da buna dikkat çekmiyor mu? Yabancı oyuncuyu sınırlayalım ama kendi yıldızımızı bulup, yetiştirmek o kadar kolay mı? Hayır, bu zor ve ciddi iştir; esaslı tarama ve doğru eğitim ister. O da bir master proje ve idealist insanlarla olur. Mikro hedefleri makro başarılara çevirmek için, "At buldum, meydan yok, meydan buldum, yiğit yok" misali; insan ve proje de yetmez, çoğu kez! Projeyi; kısa, orta ve uzun vadeli programlarla desteklemek gerekir. Ama Türkiye'de bırakın 20 yılı ilerisini, 2 yıl sonrasını kestirebilen var mı? Umarım sayın Bakanın, "Güneş-Trabzonspor" eşleştirmesiyle verdiği mesajı, sporumuzu yönetenler doğru anlamıştır! Aslan'a ne oldu böyle? İnanılır gibi değil!.. Ne oldu o devasa Aslana? Antalyaspor'a karşı seyrettiğim G.Saray, dişleri dökülmüş, yürümeye mecali kalmamış acınacak bir haldeydi. Şaşırdım!.. Sahi, ne oldu o sezon başında ki; "Süper Ligi kazanacak iki on bir çıkar" denilen G.Saray'a? Sezonun özeti, bir teknik direktör faciası mıdır, yönetim aczi mi, yoksa yıldızlar topluluğunun kendini inkârı mı? Kramponlu diplomat! Kaç gündür ruhum sıkılıyordu. "Futbol bu kadar sansasyonu kaldırır mı?" sorusu, beynimi kemirip duruyordu. Şükürler olsun ki Şenol Güneş'in, "Spekülasyonların dışındayız. Aramızda hem rekabet hem de saygı var. Sahaya kazanmak için çıkacağız. Kazanırsak alkışlanmak istiyoruz" diye başlayan ve kramponlu diplomat havasında süren açıklamaları yüreğime su serpti. Sadri Başkan'ı çıldırttılar! Sevinmek ve üzülmek, futbolun içindeki olgular. Ama gel de anlat anlatabilirsen. Olimpiyat Stadı'nda Başkan Sadri Şener'i yakalayan sorguya çekti, "Maçı F.Bahçe'ye bırakmayacaksınız değil mi? Biz 1996'yı unutmadık, siz de unutmayın!" Sonunda çıldırdı başkan, "F.Bahçe de bu ülkenin takımı, Bursaspor da! Bizi kimin şampiyon olacağı ilgilendirmiyor!" Ortalık sus pus oldu. Ardından ironiyi patlattı Başkan; "F.Bahçe'ye yenileceğiz. Duymak istediğiniz buysa duyun!" İyi ki varsın hocam! Mustafa Denizli'yi hep takdir etmişimdir, yiğidin hakkını yiğide verdiği için. Hoca diyor ki, "Maçın sonucu nasıl olursa olsun, şampiyon kim olursa olsun, ligin en başarılı takımı Bursaspor, en başarılı teknik direktörü de Ertuğrul Sağlam." İyi ki varsın hocam! Kalecilerin Onur'unu kurtar! Trabzonspor, F.Bahçe'yi zorlamayacakmış! Beşiktaş, Bursaspor'la barışacakmış! Mış mış da mış mış!.. Maalesef, işimiz gücümüz komplo! Öyle ki, F.Bahçe'nin kazandığı G.Saray, Kasımpaşa, Eskişehir ve A.Gücü maçlarından sonra o takımların kalecileri Leo Franco, Murat Şahin, İvesa ve Serkan için edilen onca lafı düşündükçe midem bulanıyor. Bu kadar kuşkucu olunur mu? Böyle bir ortamda futbolun üç ihtimalli oyun olduğunu ve bir de Kadıköy'deki Trabzonspor ile genç kalecisi Onur'un psikolojisini düşünün. Maazallah, hatalı bir gol yemeye görsün, maalesef söylenecekleri şimdiden duyar gibiyim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.