Benfica bahane!

A -
A +

Merhum Serkan Acar yaşasa ne derdi, biliyor musunuz?"Coşmalı, sadece Kadıköy mü, bütün Türkiye coşmalı bu gece."

Ben öyle düşünüyorum.
Kuyt, Gökhan, Mehmet Topal, Cristian, Caner ve genç Salih'in ışıl ışıl olmuş gözlerine bakıp, mutlu oluyorum.
Öyle bir inanıp kenetlenmişler ki, sanki hepsi birer Volkan olmuş, Portekiz temsilcisinin 36 maçlık yenilmezliği karşısında dağ gibi umut aşılıyorlar.
Bu parıltı, ne "lig", ne "kupa" tesellisi ne de Kadıköy'deki tarihi rakibi G.Saray ile oynayacağı derbiden zaferle çıkma beklentisi.
Bu, B.Münih - Barca örneğindeki gibi 'yenilmez armada' Benfica'yı devirip, tarihe geçme arzusu.  
Var mısınız, bu tarihe şahitlik etmeye?
O halde, çekin sarı-kırmızı, bordo-mavi, siyah-beyaz formaları, ele ele koşun Kadıköy'e!
Bugün rekabet değil Avrupa'daki tek temsilcimize destek günü!
Bugün öç değil, birbirimizin varlığından güç alma günü. 

Beşiktaş neyin peşinde?
Akhisar depremi sonrası Beşiktaş toz duman.
Gerçi, gazeteniz TÜRKİYE bu gelişmeyi günler öncesi "Kartal cadı kazanı" diye duyurmuştu da, neyse. 
Beyler, Coupertin'in olimpik ifadesi ile "Sporda esas olan kazanmak değil katılmaktır." 
Lakin gel de anlat bizim malum kafalara, bu düsturu. 
Özellikle de, Çarşı'nın gazını almak adına "Hocamız kamuoyuna güven vermiyor" diyen diken üstündeki başkana.
Soruyorum, günü kurtarmaktan başka neye yaradı bu açıklama? 
"Kim gelsin? Yerli mi olsun, yabancı mı?" diye seferber olan bizim spor medyasına mı, belki...
O merak sadece bir günü kurtardı ama şu kesin ki Beşiktaş gerçeği "arkası yarın dizisi." 
Deniyor ki, "Ligin bitimine 4 hafta kala Samet Aybaba'yı bir 'alt yazı' ile gönderdiler." 
Kim gönderdi, medya mı, hayır. 
Gönderenler, Beşiktaş'ı idareden sorunlu sorumluları ki, onlar da kendilerini iyi biliyor.
Peki o irade neyin peşinde?

Bir tek Kıran!
Beşiktaş yönetiminden bir Allah'ın kulu çıkıp da o gece "Bunlar gerçek dışı" diyemedi, diyemezdi de çünkü..
"Beşiktaş'ı çalıştırmak ister misiniz? Teklif gelirse şartınız ne olur?" türünden 3 yerli, 4 yabancı teknik adama haber uçuranlar onlardı.
Tekliflere kayıtsız kalanların ortaya çıkardığı şoku henüz medya öğrenmemişti, "Yalanlarsak gerçek öğrenilir" diye korktular.
Ayrıca iki kişinin yürüttüğü çabaları ancak medyadan öğrenen yöneticiler buna nasıl tepki verebildi ki? Veremediler de zaten.
Gerçi, "Biz konu mankeni miyiz?" diyenler oldu, hatta "istifa eden" de, şu an "istifası cebinde" bekleyen de var. 
Ancak Orman'daki U dönüşünün sebebi başka. 
Rasim Kara ve Ertuğrul Sağlam gibi "Peki" deyip ceketini alıp gitmek yerine Aybaba, "Beşiktaş'la sözleşmem var" diye direndi, anlayacağınız çetin ceviz çıktı. Helal olsun. Sayende o kafa anladı ki, "Teknik adam limon gibi sıkılıp posa niyetine kenara atılacak insan değildir!" 
Bir tek Tamer Kıran farklı olan... O, bu gerçeği en önce gören ve iyi niyetle kötü giden her şeyi toparlamaya çalışandı.
O, "Beşiktaş'ın sorunu teknik adam değil, kulübü büyük hedeflere ulaştıracak takım olma sorunudur" şeklindeki çıkışı ile her şeyi özetledi.
Tebrikler Kıran; spor adamı böyle olur.
Rüzgâra göre eğilip bükülmez, dik durur yönetici dediğin...

Sessizlik!
Bir haber aldım. Doğru ise müthiş. 
Yıldırım Demirören Beşiktaş'tan alacağı 43 milyon TL'yi, - kalan 60 milyon T.L.'nin ödeme takvimi yapılması halinde- bağışlayacakmış. 
Başkan Fikret Orman ve ekibi o teklife ne cevap verdi merak ediyorum.
Sahi, neden bu sessizlik?
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.