Mustafa o nasıl bir kafaya çıkış, öyle? Kazanmak için bu kadar hırslanmak mı lazım, sağlık her şeyden önce gelir.
İçeri-dışarı fark etmiyor, Beşiktaş seriye bağladı gidiyor... Nasıl mı?Düşünüyorum da, Beşiktaş stat stat dolaşırken onca yolculuğa, sıkıntıya, olumsuzluğa katlanmak yerine yaşadıklarını aşılmaz dağ gibi görseydi, Ersun Yanal'ın sihirli dokunuşu ile çok değiştirdiği Trabzonspor'un parlayan yıldızını dün gece bu kadar basitçe söndürüp, liderlik konumunu sürdüremezdi!
Üç basit hata derbi coşkusundaki dev maçı 5. dakikada özetleyiverdi, hem de; 'Beş dakikada Beşiktaş!'
Hem de Trabzonspor'un çok istekli başladığı bir gecede.
Diyeceksiniz ki; kaleci Fatih o affedilmez hatayı yapmasaydı Veli, on numaralı vuruşu yapıp o muhteşem golü atabilir miydi?
Doğru, Fatih bir hata yaptı, Veli affetmedi, muazzam bilek hareketini mükemmel bir sol dış ile süsleyip, Medjani'ye "Neredesin?" diye sordu.
Kayıp olan sadece Medjani mi, o gol ile birlikte Trabzonspor takımı topyekun psikolojik olarak çöktü, futbol oynama isteğini kaybetti. Sefa, Mehmet Ekici, Özer ve Yusuf gibi top cambazları, top tutamaz oldu.
Olcay, Sosa, Gökhan ve soldan Motta, tren gibi geçtiler, Trabzonspor orta sahasını. Olcay'ın makaraya sarar gibi geçtiği Papadopoulos, Demba Ba topukla golü atarken Ersun Yanal'ı fiilen çıldırttı, Constant değişikliğine mecbur etti. Bir teknik adamın kenar hamlesi böyle mi, olur?
Ama ne sapsın Yanal, çaresizdi.
Ancak Beşiktaş, kuvvetini sadece olumsuzluklara karşı gösterdiği sabrından değil, olumlu futbolundan, birbirine inanıp, kenetlenmesinden alıyor. İşte, Beşiktaş'ı en öne çıkaran gerçek bu. Cenk oyuna giriyor, gol buluyor.
Gökhan, Olcay ve Sosa kaçırıyor, ama takım çökmüyor. Niye? Beşiktaş'ın rakip kim olursa olsun dağ gibi umudu var, böyle durumlarda umudu olanın her şeyi var demektir.