Kim akıl etti, nasıl statüye dönüştü hatırlamıyorum. Ama bildiğim şu; TFF'nin başkan adayı olabilmek için Ana Statü'nün 38. maddesindeki yeterlilik şartı, "tek adaylı" seçimi resmen dayatıyor. Bu dayatma kabul edilemez. Şu hale bakın ki, 61 imza toplama keyfiyeti yüzünden 21 adaylı kongre sonucu önceden belli atama seçime dönüştü. Söyler misiniz, nerde kaldı demokrasi? Ana Statü'de, "delege sayısının yüzde 10'u kadar (30) imza yeter" denilemez miydi? Demirören'i bekleyenler! Sorular beynimi kemiriyor. "M.Ali Aydınlar'ı 7.5 ayda bitiren problemler yumağını, Demirören Yönetimi nasıl çözer?" Yeni başkan, "Düşme de yok, puan silme de" diye verdiği sözü 22 Mart'a kadar yerine getirebilir mi? Getirirse, 58. maddeyi nasıl düzenler? Diyelim düzenledi, bunu UEFA'ya nasıl anlatır? Bitmedi, şike soruşturması ile yaşanan "güven sorununu" nasıl tesis eder? Borç yükü altındaki kulüplerimiz, UEFA'nın mali kriterlerine uyumlu hale nasıl kavuşur? Profesyonel futbol yönetimi yeniden düzenlenmeli mi, düzenlenmeliyse yönetim yetkisi, Kulüpler Birliği'ne mi bırakılmalı yoksa?.. Kulüpler Birliği'nin statüsü, yetki ve görevleri, hangi kanuna göre şekillenmeli? Profesyonel ligler, profesyonellik kriterleri, amatör futbol; kent ve bölge olarak ligler, Avrupa'daki gibi tüzel kişilik haline ne zaman geçer? Demirören Yönetimini bekleyen bu ve buna benzer onlarca başlık mevcut. Bunları seslendirmekteki amacım, ışığı insanların gözüne tutmak değil. İstanbul 2020 imtihanı! İstanbul'da bu ay UEFA Kongresi yapılacak. Bu, 2020 Avrupa Şampiyonası'na ev sahipliği arzulayan İstanbul için en önemli fırsat, organizasyon kusursuz gerçekleştirilmeli! Bunu başaramazsak vay halimize. Şeffaflık paneli! Hafta arası; Doğuş Üniversitesi'nin futbolda "Şeffalık" panelini takip ettim. İtiraf edeyim, son yıllarda bu kadar verimli bir panel takip etmemiştim. İçeriğini bir gün anlatırım... Teşekkürler, Fehim Üçışık Hocam. Başkan kaçını tanır? Herkes şaşkın!.. Nasıl oldu da Yıldırım Demirören, TFF'nin başına geçti? Hokus-pokus gibi bir şey bu! Ama şaşmamak, lazım. Zira el birliğiyle yapboza çevirdiğimiz futbolun çatı organını yeni bir maceraya sürükleme lüksü kalmadı, artık. Kazanana alışacağız. O yüzden; "Demirören, futbolumuzu düze çıkarabilir mi?" sorusuna kayıtsız şartsız "çıkarmalı!" cevabını veriyorum. "Nasıl çıkaracak?" sorusuna ise en iyimser cevabı arıyorum: "Beşiktaş'ta yaşanmış onca acı tecrübenin eseri niçin iyi, olgun ve güçlü bir TFF başkanına dönüşmesin?" Dilerim, Demirören ve yönetimi çok başarılı olur. Tersini düşünmek dahi istemediğimden. "Demirören yönetiminde şu kadar F.Bahçeli, bu kadar Beşiktaşlı var, G.Saraylı yok" yaklaşımlarını hiç doğru bulmuyorum. Bu; zaman israfı, imkân ve güven kaybından başka bir işe yaramaz. Ayrıca, menfi gazetecilik yapma arzusunun ucu da yok sonu da; illa bir şey bulacaksak; "Bu yönetim kurulunun kaçını Demirören seçti? Kaçını tanır, Sayın Başkan?" diye de sorabilir hatta bu tür örnekleri çoğaltabiliriz de. Ama bu yaklaşımın kime, ne faydası olur?