Boyumuzun ölçüsünü aldık!

A -
A +

Ah o kafa ah!.. Ne diyeyim bilemiyorum. Bir çuval inciri berbat etmek diye buna denir. Yazık; 2010'dan sonra 2014 Dünya Kupası hayallerimiz de dün gece Budapeşte'de suya düştü. Bir ülkenin Milli Takımı ile bu kadar oynanır mı? Ah ki ah!... Sinirden iliklerime kadar titriyorum... Oysa "Bütün mesele olmak ya da olmamak" diye yola çıkmıştık. Hamlet oyunu gibi bir şeydi, Macaristan maçı Türkiye için... Hollanda'nın büyük fark yaptığı gecede Budapeşte planında bütün kurgu kazanıp, "Bitti" denilen noktada Brezilya yolunu yeniden açabilmekti. Ancak, şartlar ağır ve rakibimiz Macaristan o kadar avantajlıydı ki; Gökhan, Selçuk, Arda, Mehmet Topal ve Burak gibi Milli Takım'ın omurgasını oluşturan yıldızların olmadığı, Umut'un yedek soyundurulduğu gecede Abdullah Avcı'nın "gençlik aşısıyla" harmanladığı ekibin, Macaristan önünde "bir imkânsızı başarabilmesi için" yeniden "tarih yazması" gerekiyordu. Başaramadılar... Ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Oysa Avcı, sahaya sürdüğü on birle bütün riski üzerine almıştı. Doğrusu bu, bir kumardı ama yapacak başka da bir şey yoktu. ...Ve o başarıya aç gençler; Budapeşte'de maça istekli, gayretli ve hırslı başladılar; ilk 25 dakikada Macaristan'ı hapsettiler bir de Mevlüt ile gol bulduk. Fakat arkasını getiremedik. Koman, Szalai ve Gera'ya teslim olduk. Yıkıldık... Tablo bu iken; Emre Belözoğlu, Nuri ve Mevlüt'ü iyiler arasında saymanın, Tunay çizgide oymak yerine içeri yönelerek işini ne kadar zorlaştırdığını, Mehmet Ekici'nin Mevlüt'ün attığı gole yaptığı katkı dışında oyuna ağırlığını koyamadığını söylemenin bir anlamı var mı, bilmiyorum. Özet, bu oyunculardan kurulu takıma "Milli Takım" diyebilmek için bir değil birkaç fırın ekmek yemesi lazım.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.