Ne hevesliyiz, kâr - zarar hesabı yapmadan duyguların esiri olup, hemen ceza kesmeye! "Talimatta yeri var mı yok mu?" araştırmasına girmeden, "Sezona iyi başladı" tam "Melo'nun yerini dolduracak" denilen Engin Baytar için gösterilen infaale bakın: "En az 5 maç ceza verilmeli." Yetmez, "Derhal lisansı iptal edilmeli!" Yapmayın beyler... Vurun ama bir de sorun... Kim bu çocuk? Diyeceksiniz ki, "Hoş mu görelim Engin'i?" Hayır, Süper Kupa finalindeki hakemimiz Cüneyt Çakır'ın yakasına yapışmasını kim hoş görebilir? Çok özürlü bir hal, bu. Ancak bunu, yargısız infaza dönüştürüp, bir genç yıldızın linç girişimine çevirmek ne kadar doğru olur? Kaldı ki, huyunu beğenmesek de Süper Lig'deki özel birkaç yetenekten biri Engin Baytar. Tıpkı, Avrupa Şampiyonası'ndaki gururumuz Cüneyt Hoca gibi, ülke futboluna katkı sağlayacak bir yetenek. Fakat dengesi yok. Sorun da burada... Sorarım size, böyle bir yeteneği kaybetmek mi yoksa saatli bomba gibi duran o hırçın yıldızı ıslah edip, kazanmak mı doğru olan? Lütfen, biraz da bunun üstüne kafa yorun. Elbet, Engin'in o çirkin davranışın cezası olmalı. Ama bu ceza hırçın yıldızı ıslah edecek, bir daha aynı yanlışa düşürmeyecek ve insana "Bravo Engin" dedirtecek türden olmalı. Yoksa kaybetmek çok kolay! Niçin mi, bu gayret? Açıklayayım, 2014 Dünya Kupası elemelerinde Abudllah Avcı'nın bu deli çocuğa ihtiyacı çok olacağı için! >> HATIRLATMA! Futbol; güzel oyundur, asla oyun içinde oyun değil. Futbol; ruh ve beden eğitimidir, asla şike-teşvik ve şiddet değil. Futbol; gücünü FAİR-PLAY'den alır, asla kin ve nefretten değil. Futbol; sevgidir, saygıdır asla hakaret değil. Futbol; büyük bir endüstridir ama asla kapalı ekonomi değil. Futbol; temizdir. Kirletilebilir ama asla kirli kalmaz, mutlak kendini arındırır! >> Trabzonspor'un eksiği! Şenol Güneş'in teknik adamlığını başkası tartışabilir ama ben tartışmam. O, ülke futboluna değer üreten yıldız fabrikasıdır benim için. Örnek mi, Umut, Burak, Selçuk, Ceyhun, Engin hatta kaleci Tolga ve Onur. Hepsi onun eseri. Ancak, Şenol Hoca ile ilgili "yarışmacı teknik adamlık ayrı şeylerdir" eleştirisini getirenler bir noktayı iyi düşünmeli. O da şu, ligdeki acımasız rekabet, Trabzonspor'un F.Bahçe ve G.Saray ile kıyas kabul etmeyen imkan ve şartları. Uzatmayayım, diyeceğim şu... G.Saray ve F.Bahçe'nin olduğu ligde Trabzonspor, "Şampiyonluk" iddiası taşıyacaksa, gerçeklere sırtını dönmemeli. Kağıt üstündeki forvet; Olcan, Halil, Henrique ve bu üçlüyü yüksek rekabete sürükleyecek Alanzinho ile Volkan gibi rezerv oyuncuların bolluğuna aldanmamalı. Zira, bunların tümü Burak ve Umut etmiyor. O yüzden kadroyu güçlendirmeli. >> İstifa! Olimpiyat sonrası beklenen yaprak dökümü ilk güreşte başladı. Antrenör Bayram Özdemir ve Salih Yılmaz, "Başarısız olduk!" dedi ve istifasını federasyona verdi. Fakat, minderdeki hezimetin sebebini hâlâ açıklamadılar. Sizce, sadece istifa yeterli mi? Bence değil! >> Çifte standart! "F.Bahçe'ye var, bize niye yok?" Trabzonspor, maç saatleriyle ilgili düzenlemeden dolayı TFF'ye gösterdiği tepkide yüzde bir milyon kere haklı. Uygulamada, çifte standart olmamalı. Ancak, K.Karabükspor'un hakkı ne olacak? Biri de onu seslendirmeli. >> Hoş geldin Batuhan! Duydum ki, yuvaya dönmüş, Batuhan. Onun adına sevindim... Çünkü özel yeteneklerden biri de o. Ancak, hiç meyve vermiyor. Bu kayıp yıldız, ''Biz takım oyununu sahaya yansıtmak için kurgulanmış bir ekibiz'' diyen Samet Aybaba'nın elinde gerçek bir golcü olur mu, bilmem. Ama Batuhan artık futbolun sadece yetenekle oynanmadığını öğrenmeli. Duygusal zekânın da gelişmesi gerekiyor. Umarım, Eskişehir'de Ersun Yanal ve arkadaşlarıyla çatışan Batuhan, Beşiktaş'ta doğru iletişimi kurar da sahip olduğu yetenek zamana yenik düşmez.