Spor ve Gençlik Bakanımız Akif Çağatay Kılıç köklü değişimler için henüz atması gereken adımı atmadı. Bekliyor. Neyi mi?
Bakanımız, kanımca kendini 30 Mart sonrasına hazırlıyor.
Hayırlı uğurlu olsun.
***
Şu an sporun gedikli yöneticilerine soruyorum:
Nedir futboldaki bitmeyen bu kin?
UEFA da, FIFA da, gülüyor halimize...
Bir taraftan 2020 Avrupa Şampiyonası finallerini istiyoruz, bir taraftan hisseli harikalar kumpanyası sergiliyoruz.
Söyleyin, yanlışı görüp anlamak için ille de kan mı akmalı?
Doğruları yapmak için ille de adam mı ölmeli?
Söyleyin; nedir paylaşamadığımız?
"Hak" mı dediniz, elbette aranmalı.
Ancak; hak ararken haksız duruma düşmemeli insan.
***
Ah şu gedikli yöneticiler!
Yangına körükle giden yöneticiler.
Farkındalar mı acaba spor adına sportif güzelliği ne kadar çirkinleştirdiklerinin?
Fair-play hak getire.
Etik değerler; inanın lafta spor dünyamızda.
Çünkü, "güç bende" diye haykırıyor şişmiş egolar.
Heyhat! Yeter artık, yeter!
Dürüst oyun, dürüst davranış bekler!
***
Şu düştüğümüz duruma bakın.
Pırıl pırıl gençler soruyor.
"Hocam! Spor; barış, dostluk ve kardeşlik, diyorsunuz ama o bahsettiğiniz muazzam değerler, yaşanan şu olayların neresinde?"
Doğrusu zorlanıyorum izahta. İnanın, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndeki öğrencilerime dahi anlatamıyorum, tüm bu olup bitenleri.
***
Spor ne kan ne kin ne de nefret.
Evet.. Kanunlar ve kurallar hayatımızı düzenler.
Ama insanoğlunun koyduğu her kural; değişir, değişiyor da.
O yüzden kurallara uymaktan öte Fair-play, centilmenlik gibi değer ve davranışlar vardır ki; bunlar hayat tarzını belirler.
Ömrü sınırlı, yiyeceği, içeceği, sözü kısıtlı olan insan, ne insanın kurdu olmalı ne de sportif değerleri kıymetsiz kılmalı. Kazanmak adına asla oyunda hile ve şiddete başvurmamalı.
Çünkü rakibi düşman değil oyunun parçası bilip, saygı duymalı.
Sonuçta rakibe saygı; kendine saygıdır.
Söyleyin, sevmek için zaman kısıtlıyken bunca şiddet, öfke ve nefret niye?