Yağmura rağmen atmosfer güzeldi.Eminim Norveçliler Alfheim Stadı'nda bu kadar coşkulu, istekli ve disiplinli bir takım görmemiştir.
Diyeceksiniz ki, Alfheim'de ne futbol oynandı? Haklı olabilirsiniz, dört dörtlük değildi maç ama Beşiktaş'ın hedefi amaca hizmet eden bir futbol oynamaktı. Oynadı da.. Taa ki, Escude'nin hatasına kadar.
Fernandes'in harika asistini daha maçın başında Almeida gol yaptı.
Hem de takım bütünlüğü içinde hareket ederek, akılcı ve maçın büyük bölümünde Tromsö'den üstün kalarak sahadaydı Beşiktaş.
Özellikle Atiba-Veli ikilisinin önünde daha bir rahatlamış olan Fernandes'in liderliğinde etkili ve yüksek pas yüzdesiyle oynayarak. Umutlandırdı sevenlerini Kartal.
Bir gerçek var ki lige start verdiği Trabzonspor galibiyetinin üstüne artı değerler ekleyen bir Beşiktaş vardı sahada o ana kadar. Ciss'in penaltı pozisyonuna kadar her şey yolunda gidiyordu, Beşiktaş adına. Slaven Bilic'i kutladım, "teknik adam etkisi" bir takımda kendini ancak bu kadar gösterir düşüncesiyle. Dentinho'daki değişimi ve kaleci Tolga'yı düşündüm. Penaltıya ne yapabilirdi ki?
Şaşırtıcı olan "kronik sol bek sorunu tam çözülüyor. Ersan, Beşiktaş adına önemli bir kazanım" derken, olan oldu.
Ersan'la maç başından beri amansız bir mücadele veren Ciss'in katkısıyla Tromsö golü buldu. Sonra Beşiktaş oyunun kontrolünü kaybetti.
Avrupa macerasında deplasmandan zor bir skorla dönen Beşiktaş adına Ama hâlâ bir umut var. Her ne kadar Tromsö, dışarıda kazanmasını bilen güçlü bir takım olsa da.