Buz kestik

A -
A +

Hüzün diz boyu! Sakın kimse bir şey söylemesin bana. Sevda olmuş futbola olan tutkumuz bir kere... İstanbul'daki o 3-0'lık derin hüzne rağmen "Çıkmadık canda bir ümit" diyerek düştük yollara. "Yıldızlar"ın karşısında döküldüğü Hırvatları yedekler (!) Zagreb'de dize getirecek, diye. Buraksız buruk olsak da yine de içimizde ümit var ya... Selçuk Şahin'in, Hamit'in hatta inanılmaz driplingleriyle Hırvat savunmasının yüreğini ağzına getirdikçe, "Galibiyet kesmez, tur" diyoruz. Doğrusu, temenniden öte duaya dönüşen dilek bu. Ne de olsa şimdi değişim zamanı. Guus Hiddink'in de Türk Milli Takımı'nın da titreyip kendine dönme zamanı. O halde reform şart. Hollandalı teknik adam zihnimizden geçeni okumuş gibi ilk maçtan tam 7 farklı isim sürüyor sahaya. Oh be!.. Ay-yıldızlı formayı giyenlerin tümü; ası-yedeği tek yürek olmuşlar. İşte takım böyle olunur. Hepsinde; bir başka ruh, bir başka heyecan ve inançla kaplıyorlar sahayı. Sanki hepsi birer fırtına... Selçuk Şahin'in direkten topu, Hamit ve Kazım'ın şutlarından biri gol olsa maçı da turu da alacağız ama olmayınca olmuyor işte. Ah ki, ah!.. Oysa kalede Sinan öyle dikkatli ki, o duruşuyla milyonlarca kalp kazanıyor. Savunmamız can siper; Serkan, Olic'i kilitlemiş, İsmail solu kapamış, Egemen ve Ömer Toprak sanki yıllardır bir arada oynuyormuş gibi... İstanbul'da her vuruşu gol olan Hırvat golcüler, Maksimir'de şaşkınlıktan topu yıldızlara gönderiyor. İşte güç ve baskı böyle bir şey. Ah şunu İstanbul'da yapabilseydik ne olurdu? Yapamadık, başaramadık, play-off'ta tur ararken turist olduk, maalesef. Kim kalsın kim gitsin? Şimdi, "papatya falı" açacağız, "Kim kalsın kim gitsin?" diye. Biri gidip, diğeri gelince ne değişecek? Yangından kurtulanın üstüne bir bardak su içmesi gibi bir şey bunlar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.