Güzel. Sadece FIFA hakemimiz Cüneyt Çakır ve ekibi adına değil onun temsil ettiği Türk futbolu ve hakemlerimiz adına muhteşem bir şey, 2012 Avrupa Şampiyonası'nda Portekiz - İspanya yarı finalini yönetmek. Ancak, UEFA'ya yakışan, 17 maddelik futbol oyun kurallarını kusursuz uygulayan, tribünlerde, sahadaki futbolcuların tümünde büyük saygı uyandıran, dil bilgisi, konuya hakimiyet, başarılı ekip çalışması, hal ve tavırlarıyla herkesin beğenisini kazanan Çakır ve arkadaşlarına final yönettirmektir. Diyeceksiniz ki yarı finalin ötesi olmaz. Hayır, istenilirse bal gibi olur. Çünkü, en iyiler en iyisine layıktır. Aybaba Beşiktaş'a ne verir? Çarşı karşı... Beşiktaşlıların çoğu mutsuz... Bilinen, en mutlu kişi Samet Aybaba, tam 20 yıllık hasret bitmiş. Peki, bu vuslat Beşiktaş'a kupalar kaldırtır mı? Kanaatim şu; Fikret Orman yönetimi en zor gününde Aybaba seçimi ile en doğru adımı atmıştır. Camia bu adımın devamını getirecek sabrı hocasından esirgemezse Aybaba Beşiktaş'a çok şey kazandırır. Rüştü'nün onuru Bekledim, "Profesyonel dünyanın acımasızlığı"nı bildiğim halde, "Beşiktaş başka bir camia" deyip, umutla bekledim. "Belki" dedim, biri çıkar da, "Yanlış!.." der, "Profesyonellik güzel ama yıllarca kulübümüze hizmet etmiş; 120 defa milli formayı giymiş bir efsane ile yollar bu şekilde ayrılmamalı", diye. Ne gezer. Olur ya, zaman içinde, "Müessese, plazalarla olunmuyor" der, "Plazalar ancak içindekilerle şereflenir" diye bekledim. Nafile!.. Ne onu söyleyen oldu, ne de, "Nasıl ki Beşiktaş'ı Baba Hakkılar, Şerefler, Sebalar büyüttü ise kulübümüzü bugün karanlıktan çıkaracak olan yine kendi yıldızlarımızdır. Onlara Rüştü, Rıza, Samet, Ziya, Şifo Mehmet ve Sergenleri anlatmazsak, aidiyet duygusu nasıl pekiştirir? Kahramanlarımıza suyu sıkılmış limon posası muamelesi yaparsak nasıl büyür bu kulüp?" diyen biri çıktı. Ne acı... Rüştü gibi efsaneye, baş tacı edileceği yerde reva görülen son; kapıya konulmak. Nerede o saygın, nazik, kibar İstanbul beyefendisini çağrıştıran Beşiktaş büyüklüğü? Arıboğan! Lütfi Arıboğan iyi basketçiydi, 243 kez milli olmak şerefi ona ait. Ancak ne başarılı basketbol adamı olabildi ne de futbol. Ülker'deki genel menajerlik bir yükseliş adımıydı ama sonrasında katıldığı ilk Basketbol Federasyonu başkanlık seçimini kaybettiğinde dünyası karardı. Levent Bıçakçı olmasa futbolun da uzağında kalırdı. Neyse zor süreçti, geçti... Hasan Doğan, Haluk Ulusoy, Mahmut Özgener ve Mehmet Ali Aydınlar dönemlerinde tam 7 yıl TFF Genel Sekreter Yardımcılığı, Genel Sekreterlik, Yönetim Kurulu Üyeliği, Başkan Yardımcılığı gibi en önemli görevlerde bulundu. Ama ona beslenen dağ gibi ümitler sabun köpüğü gibi eridi de ortaya bir şey çıkmadı. Şu işe bakın ki, şimdi G.Saray'ın kilit noktasında. Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun.