Carlos'suz F.Bahçe!

A -
A +

Allah'ım; bu ne keskin bir soğuk? Formaliteden öte bir anlam taşımayan bu maçı gecenin bir yarısında bu atmosferde seyretmeye kim, niçin gelir? Ama hayır, Şükrü Saracoğlu Stadı bütünüyle olmasa da yarı yarıya dolu! Ne güzel! Ama ne için bu ilgi? Shriff için değil elbette! O muazzam ilginin tek sebebi var. O da; dünyanın birçok ülkesinde posterleri asılan ve hâlâ İspanya'da adına ''O olsaydı, Real Madrid'in sol tarafı böyle felç olmazdı'' diye methiye yazılan Roberto Carlos'u son bir kez seyredebilmek. Evet, bunun için gelmiş insanlar. Bu, o kadar önemli mi, demeyin, önemli! Ne diyor meslek büyüğümüz İslam Çupi; ''F.Bahçe'nin büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka büyüklüktür?'' Yani; F.Bahçe'nin büyüklüğü, dünya futbolunun Roberto Carlos gibi marka olmuş süper starını getirip oynatmış olma büyüklüğüdür... Lakin Daum bu büyük yıldızı dün yedek soyundurarak o yaman soğuğu hiçe sayarak o stada gelen insanları bu zevkten mahrum bıraktı. Sadece 3 dakika seyredebildik Carlos'u. Kim bilir, bu da belki F.Bahçe'nin yeni bir Roberto Carlos marketi oluşturma düşüncesinin ince bir olabilir. Maç mı? Öylesine bir maç işte. Ne beklenebilir ki; F.Bahçe grupta hedefine ulaşmış, yense ne olur yenmese ne olur? Daum da böyle düşünmüş olmalı ki, Güiza-Semih ile çift forvet oynayan F.Bahçe'yi yedeklerden kurulu bir on birle sürdü sahaya. O takımda sol kulvarda Carlos'un yerinde oynayan Dos Santos ile Uğur Boral müthiş bir uyum gösterdiler. Nitekim o uyum sayesinde Uğur öyle bir gol attı ki, tek kelimeyle müthişti. Belki de, Trabzonspor deplasmanı öncesinde Carlos'suz, F.Bahçe'nin en yeni tarafı buydu.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.