Cevabını bekleyen sorular

A -
A +

Beşiktaş'ın bugün geldiği noktayı tam 1,5 ay önce yazmışız. Hem de Beşiktaş üst üste maç kazanırken, Bobo gol olup yağarken... İşte, 14 Ağustos günü, "Yeni Marka BeşikTAŞ" başlıklı yazımızda cevap aradığımız ve hâlâ cevabını alamadığımız sorular: "Beşiktaş, bu sezon F.Bahçe'ye kaybettiği Süper Kupa finali de dahil, Şampiyonlar Ligi ön eleme ve Süper Lig'in ilk haftasında öyle bir performans sergiledi ki, taraflı tarafsız herkes Konyaspor maçından sonra 'TAŞ gibi takım' yorumunu yapmaya başladı. Peki, gerçekten taş gibi mi Beşiktaş? Adım kadar eminim ki, Ertuğrul Sağlam bile bu soruya 'evet' diyemez. Çünkü kadro, Süper Lig, Fortis Türkiye Kupası ve özellikle de Şampiyonlar Ligi için yetersiz, takviye şart. Sıkıntılar diz boyu. Beşiktaş'ı yönetenler, patlama yapmak arzusunda samimi iseler, 'Hocamız isterse oyuncu alırız'demek yerine, topu Sağlam'ın ayağından alıp, gole dönüştürecek golcüyü bir an önce Beşiktaş'a kazandırmalılar! Diyeceksiniz ki, 'Bobo ne güne duruyor?' Doğru, 4 maçta 4 gol, Bobo sezona çok güzel bir başlangıç yaptı. Bu küçümsenecek bir başarı değil. Ama uzun lig maratonunda sakatlıklar, cezalar ve hastalık hali var... Hadi bunlar bir tarafa, Bobo kaç maç daha böyle gol atmaya devam eder? Merak ettiğim bir konu da şu; mesela Delgado ne zaman üç maç üst üste oynayabilecek güce kavuşacak? Mesela Ricardinho ve İbrahim Akın gibi yetenekler, ne zaman Beşiktaş'ı coşturan kramponlar olarak tribünlerin kalbini kazanacak? En önemlisi Beşiktaş'ın kanadına büyük hareket ve canlılık kazandıran Serdar'ın o güzelim ortalarında gol olup yağacağı sinyalini son PAF maçında attığı 4 golle gösteren Batuhan gibi gençler ne zaman A Takım'da Nobre'ye, Bobo'ya rakip olabilecek? Bu soruların cevabını Beşiktaş için değilse bile Türk futbolu adına inanın çok merak ediyorum." 2-1'lik G.Saray yenilgisini fırsat bilip de faturayı Ertuğrul Sağlam'a kesmek için yarışanlara soruyorum, gerçekler gün yüzü gibi ortadayken daha fazla söze hacet var mı? >> Mourinho olsa ne yazar? Celal Kolot üslubuna değil ama heyecanına hayran olduğum bir spor adamıydı. Kolot'u iki cümle ile tanımla deseler, "Futbolun rengi, Beşiktaş'ın zenginliği" derdim. İlginçtir, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, böyle bir potansiyeli önce futbol şubesi sorumluluğundan aldı sonra da yönetimden uzaklaştırdı. Doğru mu yaptı, yanlış mı Demirören, onu bilemem ama bildiğim bir şey var, bu Beşiktaş'a ne yönetici dayanır ne de teknik adam. Ertuğrul Sağlam'ın yerinde Mourinho olsa ne yazar? >> Kalli, Polat'ı da kovmuştu Şaşırmadım... G.Saray'ın en etkili yıldızları Hakan Şükür ve Lincoln'ün Beşiktaş maçı öncesi kadro dışı bırakılmasına, hiç şaşırmadım. Bu bir kumar mı? Kalli'yi tanımayanlar için öyle gözükebilir. Ama kurt teknik adamı biraz bilenler için bu çıkışın sürpriz tarafı yoktur. Kalli bu çıkışları hep yapabilecek bir teknik adamdır. Geçmişte, G.Saray'daki ilk döneminde yönetici Adnan Polat'a da böyle bir çıkış yapmıştır. O gün, purosunu tüttürerek Florya'ya gelen Polat'a gazeteci ordusu ve futbolcuların önünde, kovulmayı göze alarak, "Lütfen burayı terk edin! Burada patron benim. Kimse futbolcularımın yanında puroyla dolaşamaz" diye ikaz eden tavizsiz bir teknik adamdır, Kalli. Ama, kısa süre sonra Polat'ın kalbini kazanmasını da bilen ve birlikte G.Saray'ı şampiyonluğa taşıyan bir teknik adamdır Kalli. Bugün de eminim ki, Lincoln - Hakan Şükür kaosunu krize dönüştürmeden çözecektir. Çünkü mesaj adrese ulaşmıştır. Sion maçında forma giymesi kuvvetle muhtemel olan bu iki yıldızın omuzlarına bu olayla birlikte daha büyük bir sorumluluk yüklemiştir Kalli... "Eğer G.Saray Sion'a yenilirse bunun sorumlusu sizsiniz" diyen bir mesajdır bu. >> Ok gibi doğru İşte F.Bahçe'den "Şimdi Avrupalı oluyor" dedirtecek ok gibi doğru bir başlangıç! Tam tamına "100 bin F.Bahçe kartı"nın alınmış olması. Bu sayı, Türk futbol tarihinde hiçbir kulübün ulaşamadığı bir başarı rekoru, kutlarım F.Bahçelileri. Ancak, bu yürekten destek bir kulübü, Avrupa'nın 1 numarası yapmaya yeter mi, tek başına, hayır! Ne tek başına 100 bin F.Bahçeli'nin kart alması yeter, ne Şampiyonlar Ligi'ndeki İnter zaferi, ne de dünya yıldızı Roberto Carlos'un transferi... Avrupa'da 1 numara olabilmek için, ekonomik, sosyal, sportif ve idari yönden çok güçlü olmanız gerekir. 100 bin kart sahibinin 100 bin üyeye dönüşeceği güçlü bir genel kurul yapısı ister. Tesisler, yıldızlar, güçlü yönetimler de yetmez, sizi uluslararası platforma yarışmacı olarak hazırlayacak daha kaliteli bir lig ortamı ister. Futbolun markalaşan değerleri; Milan, Real Madrid, Barcelona, Liverpool veya M.United gibi devler, bu yolda yürüyerek devleşmedi mi?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.