Medya, 6-1'i abartıyor. G.Birliği zaferi; başını döndürmesin F.Bahçelilerin; bu saman alevi gibi geçici olabilir. Çünkü her takım G.Birliği gibi bir şok golle ne dağılır ne de bir zafer ile "lig biter". A.Gücü'nü "çantada keklik" görmek de çok yanıltıcı olur. Çünkü F.Bahçe'de ciddi sorunlar var. Tezada bakın; F.Bahçe içeride ışıl ışıl, dışarıda ise Mona Lisa tablosu gibi; kurumsal kimliği oturmuş bir takım, Kadıköy'de başka, deplasmanda başka oynar mı, hiç? İnanın sorunlar olmasa Özgüç Çek, Selçuk, Dia, Semih, Bienvenu ve Recep'in üstüne kurulu yedekler bile şu andaki F.Bahçe'nin puanlarından daha fazlasını toplardı. Ama bunu Volkan, Alex, Emre, Stoch, Sow, Gökhan Gönül, Mehmet Topuz gibi yıldızların oluşturduğu takım başaramadı, neden? Adı konulamayan sorunu Miroslav Stoch ilk defa "F.Bahçe gerçek karakterini yeni buldu" diye özetledi. Gerçek bu! F.Bahçe'nin oyun karakterinde, kapasite kullanımında, takım oluşumunda sorunların olması. Pekii bu sorunları çözecek olan Aykut Kocaman mı? Keşke "evet" diyebilsem... Ama ne mümkün? MIHLAMA Mumun çevresine ışık vermesi için yanması gerekirmiş! Haydi Ataköy'e! Haydi!.. 2020 İstanbul için hep birlikte Ataköy'e... Diyeceksiniz ki ne 2020'si ve ne Ataköy'ü? Haklısınız, futbola odaklanan medyamızda ne yazık ki Türkiye'nin bir ilke imza atacağı Dünya Salon Atletizm Şampiyonası kutu haberden öte yer bulamadı. Bu ayıp da bize yeter. Oysa 9-11 Mart arası 200'e yakın ülkeden (aralarında Yelena Isinbayeva, Dayron Robles, Blanka Vlasic, Carmelita Jeter, Teddy Tamgho gibi dünya yıldızlarının yer aldığı) 1.000'e yakın atlet ilk defa ülkemizde. Bu, 2020 adaylarının belirleneceği 2013 yılı öncesinde İstanbul'un şansını güçlendirecek büyük fırsat. Sidney, Atina ve Pekin Olimpiyatları'nı düzenleyen kentler, bu tür şampiyonalardaki ev sahipliği, organizasyon ve sportif başarıları ile diğerlerinin önüne geçtiler. Televizyondan 3 milyar insana canlı yayınlanacak bu şampiyonayı yerli yabancı 1200 medya mensubu takip ederken, İstanbullular ayağına kadar gelen bu organizasyona kayıtsız mı kalmalı, hayır. Sporseverler, 2020 İstanbul için Ataköy'de buluşmaya ne dersiniz? Avcı'ya alerjim mi var? Milli Takımımızın Bursa'da 2-1 kaybettiği Slovakya maçıyla ilgili, "Bu kafayla 2014 zor!" başlıklı yoruma, "Kaleminden kan damlamış!... İlk günden bu kadar sert yazılır mı?" eleştirisini aldım. Vicdanım da rahat etmedi tekrar izledim maçı, "4 gol yemediğimize şükretmeli" dedim. Vay sen misin, bunu söyleyen, oklar üstüme yağdı, "Abdullah Avcı'ya alerjin mi var?" diye. Güldüm, bu şahsıma yapılabilecek en büyük haksızlık. Bilenler bilir, ideallerinden taviz vermeyen bir spor yazarı olarak şahıslara takılmam. Aynıca da Avcı'ya inanırım. Ama Milli Takım hocalığı deyince akan sular durur. O makamda, marjinallik ve "Ben yaptım oldu. Neyse bedeli öderim" deme lüksü yoktur. Amacım Nasrettin Hoca misali testi kırılmadan yol göstermek suretiyle son iki turnuvaya seyirci kalmış Milli Takımızın 2014 finalini kaçırmaması için katkı vermektir. Nitekim bunu da Bursa'da Abdullah Hoca'yla paylaştım. Eğer halı sahada yenilmeyecek golleri "yeni" diye hoşgörü yelpazesini açtığımız Milli Takım yiyorsa, o yapılanma daha baştan defolu demektir. Amacım, "Hataları şimdiden görün ve puan maçına kadar giderin" uyarısından başka ne olabilir? İşin özü bu; "Dost acı söylermiş ama meyvesi tatlı olurmuş!" Stoch & Necati... Miroslav Stoch, Necati Ateş, Burak Yılmaz. Onlar sadece kendi kulüplerinin değil, bu ligin üstündeki oyuncular. Weiss ilk golünü bize attı! Abdullah Hocam, 5 kişiyi çalımlayıp savunmamızı hallaç pamuğu gibi atan VladimÌr Weiss'i "Süper yetenek" diye takdim etti medyaya. Şaşırdım! Weiss değil de Messi karşımıza çıksa ne diyecekti sahi? Durdurulamayan 1989 Bratislava doğumlu Slovak orta saha oyuncusu o kadar büyük yetenek değil. Öyle olsa Manchester City, Bolton Wanderers'a, oradan da İskoçya'nın Glasgow Rangers takımına kiralanır mıydı hiç? Avcı'nın gözüde büyüttüğü Weiss, 16 kez formasını giydiği Slovakya Millî Takımı'ndaki ilk golünü maalesef bize attı sevgili hocam.