Çok yaşa bakanım!

A -
A +

Spor Bakanımız Suat Kılıç, İstanbul'da spor medyasını topladı. Amaç; Türk sporunun geleceği üstüne "beyin fırtınası" estirmekti. Yüze yakın, kerli ferli spor yazarı, yorumcusu, yöneticisi oradaydı. Bakan Bey pek sevindi katılımın yüksek olmasına. "Süre" sınırı yoktu, "Herkes önerilerini söylesin" dedi. Sonra "Üçer dakika" ile sınırladı süreyi. Bizim medyanın alışık olduğu bir tarz değildi bu. İlk defa bir bakan, "yüz yüze eleştiri ve öneri" hakkı tanımıştı medyaya. Bu, "Siz benim yerime düşünün, benim yerime karar verin, bakalım ne yapacaksınız?" demekti. Sevindim, cesur ve iyi niyetli bu girişime. O an kafamda onlarca başlık hazırladım. Fakat benim gibi sistem eleştirisi yapanlara Bakan Bey o an hukukçu, medyacı ve siyasetçi kimliğiyle "Sürenizin dolmasına bir dakika var" diye müdahale edip "ambargo" uyguladı. O an anladım ki bu ülkede düşünmek serbest ama seslendirmek yasak! Laf aramızda artık formülü öğrendim. Bu toplantıların arkası gelirse söze "Çok yaşa bakanım!" diye başlayacağım. >> Onurumuz Mehmet Terzi Malum, federasyonlarda seçim var. Atletizm Federasyonu'na Başkan Mehmet Terzi yeniden aday... Olmasa, çok üzülürdüm. Zira Helsinki'deki Avrupa Şampiyonası ve Londra Olimpiyatları'ndaki altın madalyaları ona borçluyuz. Bir oyum olsa, gözümü kapar 56 ilde 1 milyon öğrenciyi atletizmle tanıştıran Terzi'ye veririm. Çünkü o bu ülkenin pistlerdeki onuru ve gururudur! >> Okkalı bir kafa! Kulaklarıma inanamadım! "Ahmet Ağaoğlu, gazeteciye (Cihat Ünal'a) okkalı bir kafa attı" dediklerinde "Olamaz!" diye karşı çıkmışım. Ne yazık ki, çok geçmeden internete önce haberi sonra görüntüsü düştü. Yıkıldım, ilk tepkim, "Ağaoğlu'nu kim çıldırttı?" olmuş. Diyeceksiniz ki "İnsan bu çıldırır", herhangi biri için bunu anlarım ama söz konusu kişi Ağaoğlu ise benim için bu ihtimal sıfırdır. "Bir insanı ya yolda, ya askerlikte ya da hastanede tanıyacaksın" derler. Senelerce Ağaoğlu ile aynı sütunları paylaştık, birlikte seyahatler yaptık. Bende bıraktığı imaj gerçek bir İstanbul beyefendisiydi; ufku geniş, öfke kontrolünü de, insan idaresini de iyi bilen saygın biriydi. Şaşkınlığım, bu yüzdendi. Şartlar ne denli ağır olsa da sinirlerine hâkim olur diye düşündüğümdendi. Yanılmışım! Türkiye Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu'nun da sinirleri boşalıyormuş. Bozulunca da, çizgiyi aşan gazeteciye kendince "...hakkı kötektir" diye ders veriyormuş. Hem de THY'nın ana sponsorluğunda gerçekleşen, Tiger Woods, Charl Scwartzel, Rory Mcllroy ve Hunter Mahan, Justin Rose gibi usta golfçülerin önünde... Hem de turnuvanın daha birinci gününde. Yakıştı mı hiç? >> Hint kumaşı mı? Gel de şaşırma! Takımı ikinci sıraya taşıyan Metin Diyadin'i "gerekçesiz" gönder; yerine Kayserispor'u düşme noktasına getiren teknik adamı al, başa taç et. Takdir Kasımpaşa yönetiminin... Ancak o sözleşme 1 yıllık değil de, 4.5 yıllık olunca insana, "Şota bulunmadık Hint kumaşı mı?" diye sorarlar. Hani belli bir vizyon, belli bir amaç ve önceden planlanmış bir hedef için Şota seçilmiş olsa, tercihe ve sürece şapka çıkarır, saygı duruşuna geçersiniz. Ama öyle değil. İrlandalı Roy Keane olmayınca "Denize düşen yılana sarılır" misali bulduğun ilk teknik adama imza attırıyorsun. Tıpkı kurnaz tezgâhtarın "pantolon olmadı, gömlek verelim" uyanıklığındaki gibi... İyi de, Arveladze'nin teknik direktörlük kariyeri ne? Ayrıca 4.5 yıl neyin nesi? Del Bosque gibi bir sonla gönderilirse, Şota'nın "tazminat"ını kim, nasıl öder?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.