İçim içime sığmıyor... Çocuklar gibi şenim. Nasıl heyecanlanmayayım ki, düne kadar bir hayaldi Kadıköy'de UEFA Kupası finaline ev sahipliği yapabilmek. Nihayet gerçek oldu. Ama gönlüm arzu ederdi ki, bu tarihi finali Shakhtar Donetsk-Werder Bremen yerine F.Bahçe-G.Saray oynasın. Olmadı! Ama Şampiyonlar Ligi'nden sonra bir finali daha başarmanın gururunu doyasıya yaşadık. Teşekkürler Türkiye! Bu ülke, artık daha büyüğünü istemeli; Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası'nı evinde kazanmayı hedeflemeli. Vizyon da misyon da bu olmalı. Final; iki parçaya böldü bizi. Biraz Lucescu'dan biraz Mesut Özil'den yana olduk. Shakntar'ın 4-2-3-1 sisteminin hücumda Willian, Jadson, İllsinho ve Adriano ile nasıl dörtlü forvete dönüştüğünü görüp, alkışladık. Adriano'nun golü böyle bir planlamanın eseriydi. Ama Naldo'nun kullandığı frikikte, Shakhtar'ın en tecrübeli ismi kaleci Pyatov'un, topu kaleye tokatlamasına anlam veremedik. Demek ki, ''Kendime güveniyorum'' diyenler pişmiş aşa böyle su katıyormuş. Yazık!