Sözüm ona tatildeyim. Nasıl bir tatilse, sağım, solum; yine futbol muhabbeti. "Tatile engeli ne bu muhabbetin?" demeyin. Başına gelen bilir. Geçenlerde, "G.Saray, bu sezon şampiyon olur" diye yazdım ya, vay sen misin bunu yazan. Abartmıyorum, yolda gezemez oldum. "Ya Hoca, 'F.Bahçe'ye niye şans tanımıyorsun?" diye sitem eden F.Bahçeli dostlar yüzünden. Bu siteme sebep de, "Beşiktaş 6 puan geride iken şampiyon olur" diye yazdığım için siyah-beyazlıların geçen sezon şampiyon olduğuna inanmış olmaları. Bu sezon da kimi yazarsam o takım şampiyon olacakmış gibi bir saplantı içindeler. Önce şunu söyleyeyim, ben, "Beşiktaş şampiyon olur" diye yazdığım için şampiyon olmadı, Beşiktaş! Gerçek şu; Beşiktaş o muazzam gücünü ortaya çıkaran teknik adamın doğruları ile şampiyon oldu. Ne mi o doğrular? Hakkını teslim edelim, Mustafa Denizli'nin; kısa zamanda takım bütünlüğünü kazandırdı Beşiktaş'a. Şampiyonluk hedefine koca camiayı inandırıp, kaotik ortamı düğün evine çevirdi. Bu arada hiç disiplinden taviz vermedi. Şampiyonluğu hafta hafta kendine çekti. Benim buradaki rolüm mü? Sonuca giden yolu en erken ve en doğru gören gazeteci olmam. Hepsi bu! Şimdi o gözlem gücü ile "Bu sezon şampiyon G.Saray" diyorum! Ne falcılık ne de fanatik bir bakış bu. Elbette benim de gönlümde bir takım var! Ama fanatizmin gözleri ne denli kör ettiğini bilen biri olarak tam 33 yıldır gönlümde olan ile işimi birbirine karıştırmamaya özen gösteririm. Bugün, "Hoca, Aziz Başkan'ın üst üste üç şampiyonluk istiyorum' dediğini duymadın mı?" diyen dostlar, kör ve sağır olmadığımı bilirler. Ama lütfen "F.Bahçe üst üste üç şampiyonluğu nasıl başaracak?" sorusunu kendilerine sorsunlar. Sorduklarında görecekler ki, bu hedef için sadece Daum, Mehmet Topuz, Bilica ve Özer Hurmacı yetmez. Açıkçası; bu kadro yetersiz! Kaldı ki Güiza problemi de hâlâ çözülmüş değil. Ama teknik adamlık sihrine güvenilen Daum'un bütün şifreleri çoktan çözülmüş durumda; bu ülkede. Öyle 6'şarlı gruplarla 5'e 2 pas yaparak hedefe koşma dönemi çok gerilerde kaldı. Daum değilse de Sportif Direktör Aykut Kocaman bunun farkında! Daum'un F.Bahçe'yi daima öne doğru oynama isteği güzel ama bu yapının sağ kulvarında; Gökhan Gönül-Kazım ikilisi nasıl oynar? Diyelim oynadılar, kaybettiği topların peşine düşer mi, Kazım? Topuz'a mentor yardımı şart Süper transfer Mehmet Topuz niçin alındı, diye sormayın. O şu an; uyum sancısı çekiyor. Malum bu sancı ağırdır; stress, endişe ve kaygı bağları zayıflattır, korkuyu artırır, sakatlanmadan sakata çıkarsınız. Nitekim Mehmet Topuz böyle bir sakatlık yaşıyor. Doktorlar lige yetişir diyorlar. Oysa Topuz'a doktor değil mentor yardımı şart! Daum'un kurmaya çalıştığı F.Bahçe iskeletinde kalede Volkan Demirel'e sorun yaşanmaz. Ama tandemde Bekir-Bilica ikilisi, Edu ile Lugano'nun yerini doldurabilirler mi? Önder ne güne duruyor, diye düşünenlere, bu futbolcunun kaç yıldır F.Bahçe'de olduğunu ve ne kadar oynadığını hatırlatmak isterim. Carlos'un rahatlığı yeter Roberto Carlos, dünyanın en rahat adamı. Nitekim o rahatlık içinde futbola keyif katıyor, hataları batmıyor. Ama Uğur'un yükü şimdi daha ağır. O bölgenin banko adamı olmak istiyorsa Uğur ofansif özelliğinin yanına mutlak defansif kazanımları da eklemeli. Yoksa formayı kaptırır. Üç top cambazının da presi yok Merkezde Selçuk- Emre ve Alex üçlüsü mükemmel üç top cambazı. Nitekim top F.Bahçe'de iken orta saha saat gibi işler ama top rakipte iken bölümünü, ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Semih tek başına yeter mi? Forvette Güiza belirsizliği sürerken Semih tek başına daha özgür oynar ama beklenilenlerin yükselmesi onu da strese sokar. Sözüm özü; Daum'un eli çok zayıf. Açıkçası bu el ile ne içerde ne de dışarıda kupa kazanmak zor. Takviye şart! >> İTİRAF! "Luis Aragones saha çalışması iyi bir teknik direktördü ama karşılıklı hatalarımız oldu ve başarılı olamadık" Emre Belözoğlu - Fenerbahçeli futbolcu >> Muamma! "Delgado nedir, ne değildir?'' Sorunun cevabını bilenler, lütfen Mustafa Denizli'ye söyleyiversin.