Değişim!

A -
A +

Bugün kendi hikayemizi anlatacağım. Yönetim sanatındaki şu güzeliğe bakın; TGRT'deki bir hareket kelebek etkisindeki sessizlik gibi bütün bir sistemi ustalıkla değiştiriyor. Tıpkı, pervanenin dönüşündeki motora kazandırdığı güç ve enerjiye benzer bir sinerji bütün ünitelere dalga dalga yayılıyor. Bizim serviste de böyle heyecan veren bir görev değişimi oldu. Sadık Söztutan Ağabeyi Yazı İşleri'ne uğurladık. Naci Arkan Ağabeyi de müdür olarak kucakladık. İkisine de yeni görevlerinde başarılar diliyorum. Bu ne aslanım! Hayat sürprizlerle dolu, yarın ne getirir bilmem! Seyahate çıkıyorsunuz, dönüşünüzde beklemediğiniz bir haber ile yüreğiniz burkuluyor. Kelimeler düğüm oluyor boğazınızda. Ne söyleyeceğinizi kestiremiyorsunuz. İşte böyle çapraşık bir hafta sonu geçirdim. Dile kolay, tam 23 yıl aynı serviste yaşlanmışsınız. Bir müdür, çalışan ilişkisinden çok sevgi, saygı çerçevesinde geçmiş o uzun yıllar. Hafta 7 gün, 5 günü maç. Kar, kış dememiş, gece - gündüz ayırımı yapmamış, kaos, kriz engelini umursamadan heyecanla koşturmuşuz. Gün olmuş sayfalara ödül kazandıran haberler, röportajlar, serbest yazılar taşımışız. Gün olmuş, kaleminizin mürekkebi tükenmişçesine kabuğunuza çekilmişsiz. Ama ne haber atlattığınız günlerde sevinçte haddi aşmış, ne de haber atladığınız günlerde üzüntümüz çekilmez yasa dönüşmüş. O çeyrek asırda işittiğiniz en büyük ikaz, "Bu ne aslanım!"dan öteye geçmemiş. Kısaca kırmadan, dökmeden, incitmeden, en iyisini başarmak için yarışan bir ekibin üyeleri olarak, şimdi burukuz. Çünkü bir müdürden çok bir ağabeyi sevgi ve saygıyla Yazı İşleri'ne uğurluyoruz. Başarılar Sadık Ağabey! Dostluk bizim defterde ebedidir, ne pazara kadar ne de mezara kadar! Daum seyrediyor mu? Daum'un "Futbolcu değil" diye hicvettiği Mehmet Topuz, genç Gökay ile öyle güzel iyi bir ikili oldu ki, ancak o kadar olur. Tebrikler. Bilmem, Topuz'u seyrediyor mu Daum? Seyrediyorsa, "Futbolcu değil" sözlerinden dolayı ne düşünüyordur acaba? Biraz da F.Bahçe! F.Bahçeli oyuncuların ne denli büyük baskı altında olduğunu daha önce yazmıştım. Kolay değil, Türkiye Kupası ve Avrupa'da yıllardır hayal kırıklığı yaşayan ve ligde de durumları bundan farklı olmayan F.Bahçe gibi beklentileri yüksek bir kulüpte oynamak. Nitekim Zico'dan sonra hiçbir takım, F.Bahçeliler'i mutlu kılmamıştı. "Avrupa'nın en iyisi" diye getirilen Aragones de, "Türkiye'yi en iyi bilen teknik adam" diye görevlendirilen "tilki" Daum da birer hayal kırıklığı bırakarak gittiler. Son çare, "Kendi yıldızımızı kendimiz parlatalım" düşüncesiyle başkan Aziz Yıldırım en doğru adımı attı. Duruşu, tavrı ve tertemiz mazisiyle girdiği her toplumda saygı uyandıran Aykut Kocaman'ı göreve getirdi. Fakat, bir kısım F.Bahçeliler, Kocaman'a muhalefet ettiler. O ne yapsa kabahat oldu. Ama sabırla görüldü ki, F.Bahçe artık o psikolojik travmayı da atlattı. Şimdi daha bir özgüvenle, daha büyük bir arzu ile devam ediyor yoluna. Afferin Baroni! Profesyonellik tarifi gibi; tribünler yuhalarken, o kem sözlere kulak tıkadı, sadece hocasını dinledi, işine odaklandı, futbolunu oynadı ve Büyükşehir Belediye maçında efsaneleşti. Helal olsun! Alex Fark mı, ortada! Ne Güiza, ne Semih ve Gökhan Ünal ne de Niang! Hepsinin verimliliğini tek başına üretti Alex! Hem asist hem gol olarak; hem de yarım yamalak oynayarak! Böyle bir klası hâlâ tartışanların aklına turp suyu!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.