Kimler kimler başarısız sayılmadı ki, bu ülkede? FIFA'nın yılın teknik direktörü seçtiği Tomislav İviç mi? İspanya'yı Avrupa şampiyonu yapan Luis Aragones mi? Galli teknik adam Benjamin Toshack mı? İtalyan Scala mı? Fransız Tigana mı? Yoksa, bugün yeniden kurtarıcı olarak sarılıp, milli takımı emanet ettiğimiz Guus Hiddink mi? Tek tek saymayayım, en çarpıcı örneğe gelelim; bugün sahibini bulacak olan Dünya Kupası'nın kulplarından birini tutmuş olan Del Bosque'ye... İspanyol teknik adama başarılı ya da değil değerlendirmesinin yapılacağı zaman gerçekten tanınmış mıydı? O zaman tanınmış olsa, bir İspanya efsanesi Türkiye'de de başarılabilir miydi? En çok merak ettiğim şey de Del Bosque'yi İspanya'da kulüp ve Milli Takım düzeyinde başarılı kılıp da bu ülkede başarısızlığa iten gerçek sebep ne? Bilenler lütfen anlatsın. MIHLAMA "Yetenek maç kazandırır ama takım ruhu şampiyonluğu getirir." (Michael Jordan) Şükür Futbol Akademisi! Bodrum'da Hakan Şükür'le öğle ile ikindi arası uzun uzun sohbet ettik. Maşallahı var, kalp spazmı filan hikaye, "Gazetecilerin abartması" diyor ama bir şeyi de eklemeden edemiyor; ''Sağ olsunlar meğer ne kadar dostum varmış. Telefonlarım susmak bilmedi. İşin en keyifli tarafı bu.'' "Teknik direktörlük yapacak mısın?" soruma, ''Bu ortamda mı?'' diye karşı soru sordu, ''Bahçeşehir'de 30 dönüm arazi aldım. Hakan Şükür Futbol Akademisi'ni kuruyorum. Oradan Türk futboluna yıldızlar yetiştireceğim'' dedi. "Hayırlı olsun" dedik. Bulak iddialı bir kulüp peşinde Giray Bulak'ı cuma namazı çıkışı yakaladım. ''Neredesin?'' diye sordum. ''İddialı, hedefleri olan bir kulüp arıyorum'' dedi, ''İçerisi, dışarısı hiç fark etmez! Öyle hazırlanmışım ki, inanın böyle bir fırsatı yakaladığımda neleri başarabileceğimi herkes görecek'' dedi. Dünya Kupası ve Turkcell Süper Lig ile ilgili bir dizi not anlattı, o arada. Valencialı Mehmet! Nasıl sevindim, anlatamam Mehmet Topal'ın İspanya'nın en büyük kulüplerinden Valencia'ya transferine... O sabrı, azmi, gayreti, güzel ahlakı ve sarsılmaz inancıyla bunu inanın fazlasıyla hak ettiği gibi, eminim ki, orada defansif bir orta saha oyuncusu olarak Türk futbolunu en iyi şekilde temsil edecektir. Açıkçası Mehmet'i yeni takımında alkışlamak için sabırsızlanırken bu transfer beni aldı yıllar öncesine götürdü. O tarihte Topal, Thomas Linderoth'un yedeğinde kaldığı sıkıntılı günlerde İhlas Koleji'nde moderatörlüğünü yaptığım ''Futbolumuz ve geleceği'' konulu panele Arda ile birlikte katılmıştı. Topal hedefini o günlerde, ''Amacım Avrupa'da büyük bir kulüpte oynamak'' diye açıklarken Eric Gerets ve Hakan Şükür'ün kendisini göstermesi ve geliştirmesinde önemini samimiyetle anlatmış, "Yedeklik zor, umudunuzu ve şevkinizi kırar, işte böyle bir dönemde Hakan ağabeyden büyük destek gördüm. Beni, umutsuzluğa kapıldığım bir anda 'Sen yetenekli bir futbolcusun, şu an G.Saray'da oynamıyor olabilirsin ama önümüzde 2008 Avrupa Şampiyonası var, kendini Milli Takım'a hazırlamalısın' diye teşvik etti'' diyerek, G.Saray'ı G.Saray yapan aidiyet duygusu, takım dayanışması ve iç dinamiklerin önemini anlatmıştı. Bilmem G.Saray'ı yönetenler, Mehmet'i satarken ''Bu noktada yönetim olarak neredeyiz?'' diye hiç düşünüyorlar mı? Ne oldu G.Saraylılık ruhuna? G.Saray'dan kaçan kaçana; Abdul Kader Keita, Kewell ve Mehmet Topal en öne çıkanlar. Sırada kim var bilemiyorum. Gerçi, ''Kaptan Arda da uçmak için fırsat bekliyor'' diyorlar, doğru mu değil mi, artık önemi yok. Çünkü, sarı-kırmızılı renklere gönül verenlerin tümü, ''Galatasaray ve transfer'' denildi mi bir tek şeyi merak ediyor, o da bu kaçışın sebebi ne; sevgisizlik mi, ümitsizlik mi, yoksa vizyon daralması mı? Sahi ne oldu, o devleri deviren ve adını Avrupa'nın UEFA ve Süper Kupa'sını kazanan takımları arasına yazdıran o imrenilen Galatasaray'a? Ne oldu zaferler kazandıran o, Hagi, Popescu, Taffarel'i bile herkesten fazla Galatasaraylı yapan Galatasaraylılık ruhuna?