Hiç tartışmayalım Alex'in kırmızı kartını. Tartışılacak daha derin konular var. Madde 1... Duyguları kontrol etmek dünyanın en zor işidir. Nitekim Alex de edemedi. Öyle ki; an gelir yoğun maç trafiğinde bitkin düşer vücudunuz, sinirler yıpranır. Futbol tutkusu işkenceye dönüşür. Dinlenmenin yollarını ararsınız. O an en ustası bile zembereğinden boşalmış saat gibi şaşırıverir zamanı. Tıpkı Alex'in Nikoliç'i bulan dirseğinde takımını 10 kişi bırakması gibi. Sözün özü şu; Alex, derin kör kuyularda tükenen sevgi gibi futbol tutkusunu tüketiyor. Bu kadar yüklenmenin manası ne? Yaşamak, kopmaz kökler salmaktır. Oyunda denge 11'e 10 bozulduğu anda Karabükspor Shelton ile avantaj kollarken F.Bahçe gücünü yeniden topladı. Sarı-lacivertlilerin bu azim, inanmışlık ve birlikte hareket kabiliyeti takdire şayandı. Aykut Hoca'yı kaostan her şartta zafer çıkarmayı başardığı için kutluyorum. Helal olsun. F.Bahçe'in en güzel yanı kanatları; sağda Gökhan Gönül-Mehmet Topuz ve solda Ziegler-Caner ikilisi kusursuz oynadı. Cristian'ın Beşiktaş maçındakine benzer şutları yürek hoplatıyor. Bunlar F.Bahçe'yi lider yapan özellikler. Ancak; en temel konu gol. Bienvenu'nün golü güzeldi. Ancak Mehmet Topuz'a ayak uyduramadı, o harika paslarını daha iyi değerlendirebilirdi. Karabükspor mu? Yücel İldiz Hoca'yı ve takımını bu sezon hiç ama hiç tanıyamadım. Sanki üzerlerinde karabulutlar dolaşıyor. Tomic'e acıdım. Dikkat Emre! Emre inanılmaz gergin. Gereksiz diyaloglara giriyor. Yanlış! Dün gece kırmızı kart görmeden oyunu tamamlaması kendisine gösterilen müsamahanın eseriydi.