Yazık oldu, çok yazık!.. Şampiyonlar Ligi için beslenen dağ gibi umutlar, Dzagoev adlı tüyü bitmedik gencin vuruşunda güneşte eriyen buzul gibi çözüldü, Krasiç'in darbesiyle eridi, gitti, Moskova'da!.. Oysa?.. CSKA maçı, Beşiktaş için "Son çırpınış" adlı arabesk filmini "Kartal'ın dönüşü"ne çevirebileceği en önemli fırsattı. Maalesef, Ekrem'in son dakika golüne rağmen, değerlendiremediler bunu. Hem kendilerini yaktılar, hem Beşiktaş'ı, hem de futbolumuzun son 20 yılına damgasını vuran Mustafa Denizli'yi!.. Yazık!.. Şimdi elde var; hüzün! Sanki 10 gündür hazırlanan takım, bu Beşiktaş değildi. Öyle yüreksiz, isteksiz ve amaçsız oynadılar ki, pes doğrusu!.. Denizli'nin, "En dikkat edilecek adam" diye işaret ettiği 19'luk delikanlı Dzagoev'i daha maçın başında tutamadılar. Necid ve Krasic'in arasında kendini unutturan bu genç; öyle bir gol attı ki, o kadar olur. Rüştü'nün çaresizliğine mi yanarsın, suyu sıkılmış limon gibi kenara atılan Beşiktaş'ın içine düştüğü acze mi? Halbu ki, CSKA, M.United gibi özellikli bir rakip de değildi. Topu yere indirip, Nihat ve Nobre ile üzerine gittiğinde bocalıyordu ama cesaretle zorlayamadı Beşiktaş bu yolu. Çünkü o gücü yoktu. Holosko-Yusuf değişikliğinden sonra gayretlendiler, Ernst, Tello ve Nobre ile şutu denediler. Olmadı, Ekrem'le zorladılar ve 5 maç sonra golü buldular ama o da yetmedi.