Kaçıran değil, kazanan haklıdır! Trabzonspor dün yarım düzine pozisyon bulduğu bir maçı, kafadan kaybetti arkadaş. Bu kayıp kimin yüzünden biliyor musunuz? Endazesi bozuk Umut'un mu, Gökhan ve Gabriç'in mi? Yoksa Rüştü'nün yokluğunda kaleyi teslim alan ve "Bir daha kalemi kimseye kaptırmam" diyen kurtarışlara imza atan kaleci Hakan'ın yüzünden mi? Hayır, üçü de değil. Dünkü maçı, Mustafa Denizli'nin taktik dehası kazandı arkadaş. Ki, ilk 45 dakikada bütün Beşiktaşlılar o Denizli'yi öfke, kin ve nefretle yadediyordu. "Şu takımı bırakıp da gitse" diye. İşte, anlaşılamamak diye buna derim ben! Malesef, Beşiktaş'ın anlı şanlı otoriteleri, Mustafa Hoca'nın ne yapmak istediğini kestiremediler dün. Sadece o mu, Hugo Broos da kestiremedi! Ne demişler, "Akıl akıldan üstündür"... Trabzonsporlular kızmasın ama Denizli de meslektaşı Hugo Broos'tan birkaç gömlek üstündür. Nereden mi çıkardım bunu, tabii ki, Denizli'nin akıl dolu oyun planlamasından. Neydi, o plan önce bir ona bakalım. Malum, "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş." Nihat, Rüştü, Tello, Holosko ve Serdar Özkan... Onca eksiğe rağmen, Trabzon deplasmanında Wolfsburg hezimetini unutturacak bir sonuç alıp, lige moralli dönmek ve önümüzdeki F.Bahçe derbisine daha bir güvenle çıkmak istiyordu Beşiktaş. Şartları biliyor ve risk almak istemiyordu Denizli. Planı basitti. İlk yarıda çok adamla savunmada kalarak, rakibini bozacak, "Yenemezse yenilme" taktiğiyle Trabzonspor'u durduracaktı. İkinci yarıda Ernst gibi geriden şık şutlar atabilecek sürpriz bir isim ile golü bulup, öne geçecek ve farkı zorlayacaktı. Aynen uygulandı bu plan. Fakat, Broos yönetimindeki Trabzonspor çözemedi bu planı. Ligin en az gol yiyen takımı Beşiktaş'a karşı orta alanda Colman, Selçuk ve Ceyhun üçgeninde oyunu açıp, önde daha geniş boşluklar bulacağı yerde, aksine tüm hatlarıyla yüklenerek aklı sıra top manyağı yapmaya çalıştı... Tabii geri tepti bu silah! Gerçi, Trabzon adına maçı çözecek adam Umut'tu. Allah için inanılmaz çalıştı, olmayacak yerlere girdi, çıktı, Gökhan'a harika toplar indirdi. Açıkçası kaç pozisyon buldu, sayamadım. Ama "Bu kaçmaz!" diye saç baş yolduranları üşenmedim saydım. İlk yarıda tam 4, ikinci yarıda da 2 olmak üzere tam 6 net pozisyonu vardı. Şutları, kafası, plasesi; vuruşun her çeşidini denedi fakat kaleci Hakan'ı aşamadı. Doğrusu Hakan'ın hakkını teslim edelim.. Tabii bir de Ernst ve Bobo'nun...