Fenerbahçe büyük takım olmanın haklı gururunu yaşıyor. Rotasyon da, Mersin İdman Yurdu gibi diri bir rakip de; Fener'in bu büyüklük duruşunu gölgeleyemiyor.
Oysa; "Lig mi, kupa mı? Yoksa?.. ikisi birden mi?" şeklinde üç bilinmeyenli denklemle başlamıştı maça Fenerbahçe.
Çözüm mü?
F.Bahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal'ın başlangıç on birinde saklıydı. Ne vardı o on birde farklı olan?
Dikkat ettiniz mi bilmem, F.Bahçe'nin Emenikesiz, Kuytsız, Meirelessiz hatta Mehmet Topalsız ama Uygarlı başlangıç on biri, Mersin İdman Yurdu maçını kazanıp, kupada yarı final yolunu açacak avantajı ilk maçta elde etmekten çok hafta sonu oynanacakları G.Saray derbisine odaklıydı.
Bu bir kaygı mıydı, kesinlikle hayır.
Eminim ki, bu tercih "Nasıl olsa turu geçeriz" düşüncesinin öz güven ve rahatlığı ile çift forvetli sistemin yanı sıra rezervdeki Diego'yu kazandıracak arayıştan başka bir şey değildi.
İsmail Hoca'nın bu oyuncu planlaması-oyun kurgusu, diri ve mücadeleci rakibi karşısında Diego'nun oyundan çıktığı ana kadar olan bölümde tuttu.
Mersin'in Welliton ve Oktay Delibalta ile girdiği iki pozisyona rağmen tuttu.
Etkisiz yıldız Diego Ribas öyle bir anda ortaya çıktı ve öyle şık bir aşırtma vuruşla gol yaptı ki; hem kendi üzerindeki baskıyı attı hem de Fener'i rahatlattı. Ardından gelen Sow'un golü ise Webo ile çift forvet oynamanın bonusu gibiydi. Bilmem İsmail Hoca, buradan derbiye bir not çıkarır mı?
Zira; Kartal'ın ikinci yarıdaki oyuncu değişiklikleri Mersin'e yaradı. Ama bu sonuç öyle ya da böyle derbi öncesi Fenerbahçe için moral oldu.