Özlemişiz... Böyle gerilimsiz ama çekişmeli, kaliteli ve dostluk içinde kıyasıya rekabetin yaşanabileceği karşılaşmaları özlemişiz... Dünkü Kayserispor-Trabzonspor maçındaki gibi, "Futbol = dostluk, kardeşlik, sevgi ve saygı" denkleminin gerçek manasını bulduğu maçları. Dün iki takımın hocaları, oyuncuları ve taraftarları; futbol adına çok önemli mesajlar verdi, bu ülke insanına; tebrikler! Maçta öyle kritik bir pozisyon oldu ki; Kayserispor, Selim Teber'in serbest vuruşunda Zaleyata ile bir gol buldu, maçın hakemi Bünyamin Gezer, önce golü verdi sonra yardımcısına baktı, bayrak havada, gol kararından vazgeçti. Bu ikilem; İstanbul'da yaşansa, inanın o maç bitmez, gürültüsü de aylarca sürerdi. Mevzu bile etmedi, Kayserisporlular, Bravo! İşte futbol olgunluğu bu! "Verilen gol nasıl iptal edilir?" demeyin, eğer o kararın üstünden bir pozisyon geçmemiş ise hakem kararını değiştirebilir. Bunu da not olarak aktaralım. Bitmedi, maçın adamı hakem Gezer, bu defa çift sarıdan Giray'ı saha dışına göndermez mi, buna da Trabzonsporlular itiraz etmedi. İşte futbol, işte dostluk! Oysa iki takım da zirve yarışı yapıyordu. İki takım da son hafta şoku yaşamıştı. Şenol Güneş, bu maçı kazanarak birçok olumsuzluğu; Manisa şokunun tesirlerini silmek, 5 yıldır başı önde ayrıldığı Kayseri'den göğsünü gererek dönmek ve Beşiktaş maçı öncesi moral depolamak istiyordu. O yüzden kadroda büyük revizyon yapmıştı Şenol Hoca!.. Fakat, geri tepen silah oluverdi o revizyon. Kulübeye çekilen Yatttara ve Umut yeniden "kurtarıcı" olarak maçın ilerleyen dakikalarında sahaya sürüldü. Ama çok iyiydi Kayserispor; özellikle Santana, Furkan, Hasan Ali, Souleymanou ve Mehmet Eren! Yalnız, Eren'e bir çift sözüm var. O tribünleri heyecana boğan seri çalımların anlam bulması için son hareketin gol olması şart. Bunu başardığın anda, yıldızlaşırsın!