samdan
camii
hayirli-ramazanlar

Düşündüren zafer!..

A -
A +

Mühim olan neticeyse, dün Milli Takımımız amaca hizmet eden bir oyun oynadı. İlk 5 dakikada 2-0 öne geçti ve maçı kafasında bitirdi. İşte o andan itibaren, o ilk 5 dakikada 2 gol yiyen Arnavut Milli Takımı oyunun hakimi oldu. A Milli Takımımız'dan daha fazla top çevirmeye başladı. Cesaretlenip kalemize gelmeye başladı ve o gelişler, Milli Takımımız'ın savunma zaaflarını ortaya çıkardı. Bu takımın en tecrübeli isimlerinden kaleci Rüştü, bir pozisyonda öyle bir boşa çıktı ki, az daha küçük dilimi yutacaktım. Rüştü gibi dünya standartlarında bir kaleci böyle bir hatayı nasıl yapar hâlâ anlayabilmiş değilim. Neyse ki savunmamız, bu kritik pozisyonu kornere çeldi de şöyle bir rahat nefes aldık. Daha doğrusu o nefesi de tutmak zorunda kaldık. Çünkü "ucuz atlattık" dediğimiz o korner atışı az daha kalemizde gol olacaktı. Haklı olarak Rüştü, iyi yer tutmayan ve oyuncu paylaşımını iyi yapmayan önündeki defansa fırça attı. Böyle, skorun şölen coşkusuna yol açtığı bir günde bunları şunun için yazıyorum... Bu hataları haftaya Gürcistan'da da tekrarlayacak olursak, büyük sıkıntı yaşarız. Şimdi gelelim maçtaki güzelliklere... Kabul etmek gerekir ki, son 23 yıldır yenemediğimiz Arnavutluk takımı, Dünya Kupası grup elemelerinde diş ağrısı gibi bir takım. Başta teknik direktörleri Hans Peter Briegel Türk futbolunu iyi tanıyan bir antrenör. Futbolcular da, Türkiye'de Süper Lig pazarında forma kapmayı hedefleyen oyuncular topluluğu... Yani, Arnavutluk takımı açıkça "Potansiyel bir tehlike"ydi. Ancak her zaman söylediğim bir şey var, Türk Milli Takımı kabiliyetli, karakterli ve çok güçlü bir takım. Nitekim bu kalite sahaya yansıyınca zor görünen her şey çok kolay hale geliyor. Dün de öyle oldu. Maçın kilit adamları Emre ve Yıldıray maçın başındaki harika oyunları ile zor görünen maçı kolay hale getirdiler. Emre'nin orta alanda kazandığı ve hazırlığını kendi yaptığı o penaltı pozisyonu muhteşemdi. Tabii, Necati'nin penaltıyı gole çevirişi de aynı güzellikteydi. Emre gibi skoru değiştiren oyunun diğer kahramanı Yıldıray'dı. O da solda kazandığı topa, kaleyi gördüğü anda şut - orta karışımı bir vuruş yaptı. O kaleye yönelen topu, Arnavut savunma oyuncusu Beqiri ters bir vuruşla kendi kalesine gönderdi. Şimdi, bizim medya bu golü Yıldıray'a yazacaktır. Bana göre bu gol Beqiri'nin kendi kalesine attığı goldür. Burada ben, maçın genelinde oyunu yönlendiren atakların hazırlayıcısı Yıldıray'ı ve ilk 5 dakikada rakip alanda baskı kuran Milli Takımımız'ı kutluyorum. Şimdi gelelim maçın taktik olayına... Milli Takım dün hangi sistemle oynadı? Daha doğrusu maçın başındaki 4-1-3-2 tertibi 2-0'dan sonra hangi disiplin içinde devam etti? Hücum düşüncesinde tam puan alan savunmacılarımız Serkan, Koray ve İbrahim Toraman, geri dönüşlerde aynı notu toplayabildiler mi? Savunmanın solundaki Ümit ve ilerdeki Fatih Tekke oynadıkları oyundan ne kadar haz aldılar? Bugün sakin kafayla bu konuları tartışmanın gelecek için faydalı olacağına inanıyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.