Okuyucu velinimetimizdir. O yüzden Malta maçı sonrasında bize ulaşan tepki, sitem, dilek ve temennilerden seçtiklerimizi burada sizlerle paylaşmak istedim. Paylaşırken, kendi görüşümü de nakletmek kaydıyla sunuyorum. "Hasan Bey, sizi kınıyorum" diyor Kırıkkale'den S.Tezcan isimli bir okuyucumuz, "Fatih Terim'i korumak için elinizden ne geliyorsa yapıyorsunuz? İnsaf!.. Terim'i bugün de eleştirmeyecekseniz ne zaman eleştireceksiniz?" Bir başka okuyucumuz, "Bu Servet'in Milli Takım'da ne işi var? Kimden torpilli? Bu ülkede o mevkiide oynayacak başka futbolcu mu yok?" diye soruyor. Bir okuyucumuz, "Fatih Terim iyice şaşırdı, bu medya da onun şaşkınlığına çanak tutuyor. Servet'in neden oynar, diye düşünürken, şimdi de Emre Aşık'ı kampa çağırmış. Siz, Emre Aşık'ın nerede oynadığını biliyor musunuz?" Bir başka öfkeli okuyucu, "Macaristan maçına gitmeyeceğim... Sonra ki, maçlara da gitmeyeceğim. Taa ki, Haluk Ulusoy, Fatih Terim ve Hakan Şükür, bu ülke futbolundan elini ayağını çekeceği güne kadar protestom sürecek" diyor. Bir diğer okuyucu, "Macaristan'a da puan verirsek, Fatih Terim istifa eder mi?" diye soruyor. Bir diğeri, "İçinizde bir tek Kazım Kanat var. Terim'in ne kadar maaş aldığını bir tek o yazıyor. Kafanızı artık kumdan çıkarın ve ülke futbolu 2008 Avrupa Şampiyonası yerine nereye gidiyor bir bakın" diyor. Efendim, eleştiriler böyle! Yazımın başında da ifade ettiğim gibi okuyucu bizim velinimetimiz. Ancak, unutulmamalı ki, "eleştiri hakkı", "vurmak, kırmak, dökmek, bozmak veya bunları anlatmak da" değildir. Eleştiri, ortada görünen sorunların, birlikte çözüm yollarını düşünmek, konuşmak, tartışmak ve olgun bir çıkış yolu gösterebilmektir. Şimdi, bir an için Türk Milli Takımı'nın Malta maçını 2-2 değil de, 3-2 bitirdiğini düşünün ve Allah için söyleyin, yukarıdaki eleştirilerin kaçı yapılırdı, diye? > İmparator! Fatih Terim'e "İmparator" unvanını bu ülke insanı verdi. Üstelik bugün değil, tam 17 yıl önce! Şimdi, bir grup gayri memnun, geçmişte başımıza taç ettiğimiz böyle bir değeri, bir - iki maçın sonucu istediğimiz gibi bitmedi diye, yerden yere vurmaya çalışıyorsa, bu ne kadar doğru ve akılcı olur? ..ve Terim'i küstürüp, futboldan uzaklaştırmak, ülke futboluna ne kazandırır? Hiç bir şey! Ama bu tavır, bu ülkeye çok şey kaybettirir. En azından, Mustafa Denizli, Şenol Güneş ve Ersun Yanal gibi teknik adamları küstürüp, kaçardığımız gibi Terim'i de kaybetmemize sebep olur! Efendiler, "İmparator"lar mantar gibi bitmiyor! > Terim'in maaşı Hayıflanıyorum! Allah aşkına, bu meseleler bu kadar bayağılaştı mı? Ülke futbolunu kurtarmak adına kelli felli beyler, Fatih Terim'in Milli Takım'daki görevinden dolayı kaç para maaş aldığını tartışıyor! Ayıp!.. Efendiler, Terim'i milli takımlarda teknik adam olarak göreve başladığı ilk günden beri tanırım. Bu göreve gelirken ne geçmişte ne de bugün Terim, hiç bir yönetici ile "Bana şu kadar verirseniz, Milli Takım'a gelirim" diye bir pazarlığın içinde olmadı. Ne Şenes Erzik ile ne Özkan Olcay, ne Abdullah Kiğılı ne Haluk Ulusoy ne de Levent Bıçakcı ile böyle bir pazarlığın içinde olmadı. O, "takdir sizin" diyerek boş mukaveleye imza attı. Ancak, işler iyi giderken, Terim'in maaşını merak etmeyenler, işler sarpa sarınca, "Kaç para alıyor, bu kadar parayı hak ediyor mu?" gibi boş lakırdılarla mide bulandırmaya, popülizim yapmaya başladılar. Ama nafile! Bu millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Bilmeyenlere de, kıyas olması için bir örnek vereyim. Terim'i Milli Takım'dan gönderip, yerine Capello getirirseniz, ne kadar ödeyeceğinizi biliyor musunuz? Hadi, sizi yormayayım, onu da ben söyleyeyim... Asgari, 12 milyon auro! > Sinerji Aklımızda olmayan şeyler, Malta maçındaki gibi başımıza geliyorsa bunun mutlak bir sebebi vardır. Ancak kurtuluş, o sebepleri tartışarak kaybedilen zamanda saklı değildir. Kurtuluş, çözüm arayan çabanın ruhundadır. O çabayı gösterdiğini iddia edenler, ister futbolcu, ister teknik adam, ister yönetici, ister taraftar, isterse medya mensubu veya Türk futbolu için kafa yoran otorite olsun hiç fark etmez. Bu insanlar, vicdanlarıyla başbaşa kaldıklarında "Bu ülkenin Milli Takımı için hangi faydayı sağlıyorum?" sorusuna müspet cevaplar verebiliyorsa, o zaman sorun bitmiş demektir.İşte, "sinerji" denilen şeyde bu ortak paydada saklıdır. > Ayıp Bu ülke insanının kültüründe iki şeyi sormak ayıptır: Biri, hanımların yaşını sormak. Diğeri, erkeklerin maaşını!