Futbol Federasyonu özerk olduğu günden beri kongreleri takip ederim. İnanın hiç bu kadar başımın döndüğü bir kongre süreci hatırlamıyorum. İsimler, resimler o kadar hızla değişiyor ki, takibi imkânsız. Oysa statü diyor ki; 61 imza topla aday ol. Adaylar arasında en öndeki isim Yıldırım Demirören. Beşiktaş'ın başkanlığında daha 1 yılı varken Demirören neden TFF'de ateşten gömleğe talip oldu? Cevap mı, başlıkta gizli. Siz başlıktaki ''zeki'' kelimesinin yerine uygun sözcüğü yerleştirin, ''kurnaz'' mı, dersiniz yoksa ''uyanık'' mı, onu bilemem. Çünkü benim böyle deme lüksüm yok. Sözün özü şu; Demirören'in TFF hamlesini iki sebepten çok zekice buluyorum. Bir, Del Bosque, Tigana, Guti, ''yanlış''larına ve kulübü onca borç yükü altına sokmasına rağmen, kimse hesap sormadı. Şimdi bir veda ibrası ile düze çıkacak. Bundan daha güzel ne olabilir? İki, malum asbaşkan ve sportif direktörün adı "teşvik" iddialarıyla anıldı. Kulüp, 58. madde kapsamına girdi. Bu adaylık ile bir ihtimal 58. madde krizini çözme şansını yakalayacak. Bu durumda siz, Demirören'in yerinde olsanız, ne yaparsınız? Kalıp, muhtemel bir "ceza"nın altında ezilmeyi mi yeğlersiniz yoksa "Şimdi durmak zamanı değil" deyip, çıkış yolu mu ararsınız? "İkincisi" dediğinizi duyar gibiyim. Demirören de onu yapıyor. Kazanırsa ne âlâ... Kartı açmış, "Düşme de yok, puan silme de" diye. Buna "ceza da yok"u ekledi mi, dağ gibi sorun, kartopu olur, erir gider. Bu hamle zekice değil de nedir? GÜNÜN SORUSU 1 numara kim? Olgun Peker hakime, ''Şu salona bakın... Burada 1 numara ben mi olurum?'' diye sordu. Peker, kendine yüklenen sıfatı reddettiğine göre ''1 numara" kim?' İşte tecrübe bu! Bu nasıl bir sevda; insanı kör ve sağır ediyor. Onlarca insan cezaevindeyken, onun birkaç katı mahkeme kapılarında çile doldururken, 21 kişi Federasyon Başkanlığı'na aday oldu. Buna güler misiniz, ağlar mısınız? Diyeceksiniz ki Kürşat Tüzmen çekildi, kaldı 20 kişi... Az mı bu sayı, hayır! Bir de potansiyel adaylar vardı. Mesela, "UEFA ve FIFA izin vermiyor" diyen Şenes Erzik, "Sağlığım müsait değil" diyen Levent Bıçakçı, Haluk Ulusoy, Ayhan Bermek ve Mehmet Atalay. Hiç biri aday olmadılar. Hiç düşündünüz mü, neden? Ama "Taşın altına elini koyan" 20 yiğit çıktı ortaya, hepsini kutluyorum. Bu bir rekor. Aynı zamanda futbolun cazibesi bu... Eski Federasyon Başkanı ve Şike Tahkik Komisyonu Başkanı Yılmaz Tokatlı'ya aday patlamasını sordum. Paşa dedi ki, ''Futbol Federasyonu Başkanlığı, Başbakanlık kadar önemlidir, bu ülkede.'' Bitmedi, bir noktaya da dikkat çekti: ''Başbakan en az 3 milyon seçmenin oyu ile seçilir. Ama TFF Başkanlığı için en fazla 152 oy yeterli. Önem ve farktaki tezatı görebiliyor musunuz?'' Bir konu daha güzel nasıl özetlenebilir, teşekkürler Paşam!.. Yıldırım'ın şekeri! Silivri'de güçlü bir imaj çizen Aziz Yıldırım'ın Çağlayan'da kan şekeri yükseldi. Peki, neden? Malum, İddianamede 13 maçta şike yapıldığı öne sürülüyor; ''Canım şike varsa var, ne olacak? Başkaları da yaptı'' demek kurtarmıyor. İddianamede ''Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak'' gibi ağır bir fiilden söz ediliyor ki, sanık avukatlarının şike ve örgüt fiili birbirinden ayrılması için yaptığı, ''görev ve yetkisizlik'' talebi de reddedildi, ''suçumuzu çektik, çıkarız'' beklentisi hayal oldu gibi. Daha da vahimi, sanıklar hakkında 115 yıla kadar ağır hapis isteniyor. Gerçek şu ki, tiyatro oynanmıyor. Aziz başkanın şekeri yükselmesin de ne yapsın? Bir çınar devrildi! Bir çınar daha devrildi... Necdet Çobanlı, Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli hukukçulardandı. Futbolunun patronaj katı FIFA'da 17 yıl İcra Kurulu üyeliği yaptı. Amerika'da yaşıyor, bazen Paris'e kızının yanına gidiyor, yılın 3 ayını da İstanbul'da geçiriyordu. LA'de Türkiye'nin fahri elçisi gibi çalışırdı. Türk iş adamlarına, Türk öğrencilere yol gösterir, yardımcı olurdu. Futbolumuzun özerkleşmesi aşamasında merhum Turgut Özal'a en başarılı örnekleri verdi. Dönemin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Hasan Celal Güzel bunun canlı şahididir. Duyduk ki Türkiye aşkı ile çarpan yürek, 91 yaşında hakkın rahmetine kavuşmuş. Nur içinde yat Necdet Ağabey...