Pozisyonu yok denecek kadar az olan bir maçtı... Ne tadı, ne tuzu, ne de seyir keyfi vardı. Şaşırdım, bir takım bir haftada bu kadar mı kimlik değiştirir. Kazım neyse de bir Engin Baytar'ın eksikliği Barcelona gibi oynayan G.Saray'ın havasını bu kadar mı kaçarır. Yazık! Ara ki bulasın, Bursaspor maçındaki o hızlı, çabuk, tempolu ve yüksek pas yüzdesiyle etkili oynayan G.Saray'ı. Ne gezer? Çok ama çok şaşırttı Antalyaspor önündeki G.Saray beni. Eminim Fatih Hoca, maçtan sonra "Bu nasıl oyun?" diye sormuştur oyuncularına. Kurguda, dizilişte fark yok; 4-1-4-1. Ne var, uygulama hatası; önde Elmander ile Baros sisteme bağlı kalmadı. İkisi de, bir uç adamından çok çift santrfor gibi oynadılar. Taa ki, Baros sakatlanıp çıkıncaya kadar. Hakkını teslim edelim Mehmet Özdilek'in... Takımını iyi hırslandırmış. Antalyaspor'un kalabalık 5'li orta sahası çok başarılıydı. Musa, Uğur, İbrahim, Kerem ve Mehmet Eren. G.Saray'ın öne top taşımasına izin vermedikleri gibi Selçuk ve Aydın'ı da aralarında buharlaştırdılar. Antalyaspor oyunu öyle bir kilitledi ki, Fatih Terim'in Sercan, Riera ve Emre Çolak değişikliği de prim yapmadı. G.Saray baktı ki, set oyunu ile öne doğru hamleler yapmanın imkanı yok, bu defa kaptan Sabri ile sağdan yüklendi. O da olmadı, bu tempoda olamazdı da. Bu şartlar altında galibiyet serisini sürdürmenin yolu ölü toplara kalmıştı. Onu zorladı. Sabri'nin harika ortasında Melo da gol yapamayınca; G.Saray için beraberlik Muslera'nın harika kurtarışıyla mümkün oldu. YILDIRIM NE YAPSIN? Hakem için zor bir maçtı. İki takımın prese dayalı tatlı sert oyununda sakatlanmalar, düşenler kalkanlar arttı, oyun iki de bir durdu, tempo düştü. Gözler hakemde... Yunus Yıldırım ne yapsın?