Yarı finalin ilk maçındaki 3-1'lik skorun rahatlığı içinde "Nasıl olsa tur çantada keklik" diye düşünen ve Ankaraspor'un karşısına Beşiktaş'ı kalabalık bir orta saha kurgusuyla süren Mustafa Denizli, belli ki, bu karşılaşmadan çok hafta sonundaki Eskişehir maçına odaklanmıştı. Beşiktaş'ın 4-2-3-1 düzenindeki kurgusunda savunmada cezalı olan İbrahim Toraman'ın yerine Serdar Kurtuluş'u yerleştiren Denizli, orta sahada ön liberoda Ernst - Cisse ikilisinin önüne Holosko'nun da olduğu Delgado - Yusuf ile bir üçlü yerleştirmişti. Delgado ve Yusuf pres özelliği olmayan iki isimdi. Siyah-beyazlı futbolcular "Nasılsa turu geçeriz" havasına kendilerini kaptırmış olmalılar ki, kupa mücadelesine maç ciddiyetinden çok, antrenman rahatlığında "al gülüm ver gülüm" yaparak başladılar. Ama Ankaraspor ciddiydi. Onları, tur için umutlandıran da; Beşiktaşlı oyuncuların pas hatalarının bir gol yemelerine sebep olabileceğini hiç hesaba katmamış olmalarıydı. Çünkü, "Gol yersek, gol de atarız" düşüncesindeki Beşiktaş takımı büyük bir öz güven içinde futbolun savunma yönünden çok ofansif tarafına ağırlık veriyordu. . Rakibini nasıl etkisiz kılacağını iyi etüt etmiş olan Aykut Kocaman, Ankaraspor'un hücum planı çok akılcıydı. Beşiktaş defansının arkasına atılan uzun toplarda Meye ve Mehmet Çakır'ı pozisyona sokup gol bulmayı hedefliyordu. Başkent ekibi, ilk 20 dakikadaki iki denemeden sonra golü de buldu. Golde, Umut'un pası ne kadar güzel, Meye'nin vuruşu ne kadar sert ve amaca dönük ise Cisse ile Holosko'nun anlaşmazlığı o kadar affedilmezdi. İşte o an, Beşiktaşlılar silkinip kendilerine geldiler, işi ciddiye almaya başladılar. Ankaraspor ise geriye çekildi ve Holosko, beraberlik golünü atarak hem kendini affettirmeyi hem de Beşiktaş'ı rahatlatmayı bildi. . *** Sonrası malum, iki takım da oyuncu değişiklikleri ile hafta sonu için iyi bir idman yaptı. Ama turu geçen ve finale yükselen Beşiktaş oldu. Siyah-beyazlılar şimdi F.Bahçe ile kupa finali oynayacak olmanın moraliyle ligdeki Eskişehirspor maçını bekliyor.